Merhaba arkadaşlar;
Benim PlayStationTürk.com da ilk yazım ve incelemem. Beğeneceğinizi umarım.
Dünyada milyonlarca fanatiği olan, muazzam satış rakamları yakalayan ve 20 senedir bıkmadan usanmadan oynadığımız MGS serisinin son oyunu nihayet çıktı. Metal Gear Solid: Portable Ops. Hideo Kojima amcamız bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Herkezin PS3 için hazırlana MGS4: GUNS OF THE PATRIOTS oyununu beklediği bir dönemde PSP plartformuna bir süpriz olarak geldi MGS:PO.

Daha önce de yine PSP ye gelen Metal Gear Acid serisinden farklı olarak sıra tabanlı bir kart oyunu değil MGS:PO. MGS3: Snake Eater oyununun devamı niteliğinde olan bu oyun Snake Eater operasyonundan 6 sene sonrasını anlatıyor.
Oyuna başladığımızda Snake (Big Boss) i bir hapishane hücresinde perperişan bir halde görüyoruz. Anlıyoruz ki Snake bu sefer operasyonu tamamlayamamış. Bu sırada öğreniyoruz ki FOX UNIT dağıtılmış ve Snake e yardım edecek kimse yok. Tek başına kaderine terk edilmiş. Karşı hücrede ise Snake gibi tutsak durumundaki bir asker olan ROY CAMPBELL ile tanışıyoruz (ve böylece Snake ailesi ile ortaklığı başlamış oluyor Roy Campbell ın). Bu tanışma ve içinde bulundukları umutsuz durum kader birliğine başlamalarını sağlıyor.

Aslında oyunun konusu gerçekten çok dramatik. Efsane bir asker olan Big Boss un niçin ülkesine ve değerlerine ihanet ettiğini ve trajik hikayesini öğreniyoruz bu oyunda. Hikaye bize bu büyük serinin bilinmeyenleri konusunda gerçekten çok faydalı oluyor. Snake in FOXHOUND birimini nasıl kurduğunu, gen terapisine girip kendisinin kopyalanmasına izin vermesini, adını temize çıkarmaya çalışmasını, OUTER HEAVEN a kadar giden süredeki bilinmeyenleri öğrenmemize yardımcı oluyor.
Gelelim oyuna. Öncelikle bir iki farklılıktan bahsetmek gerek. İlk önce hikayenin anlatımından bahsedeyim. Daha önceki MGS lerde alıştığımız sinematik konu anlatımının yerini çizgi roman vari bir anlatım almış. Serinin fanatiklerini başlarda olumsuz etkileyecek bu durum, oyunun PSP için yapıldığı düşünüldüğünde çokta dikkate alınmamalı. tahmin ediyorum yükleme sürelerinin uzun olmaması için bu yöntem seçildi.
Ancak sıra oyunu oynamaya geldiğinde PSP nize bir kez daha hayran kalacaksınız. Bu aletin küçük boyuna rağmen neler başarabildiğini görmek gerçekten ilginç bir deneyim oluyor. Grafikler PS2 yi hiç mi hiç aratmıyor. Karakterler, çevre tasarımları ayrıntılı ve güzel, ve bütün bunlara rağmen takılma olmuyor. Sesler de bildiğiniz gibi. Seslendirmeler yine önceki serilerden tanıdğımız kişiler tarafından yapılmış. Yalnız yadırgadığım bir durum var, o da telsiz konuşmalarının sadece yazı ile olması. konuşma hiç yok, bu durum hoşuma gitmedi.

Oynanışta biraz farklılıklar var. Artık görevlerde tek kişi değil, bir takımız. Oyuna tek kişi başlıyoruz. Bir iki görev geçtikten sonra yanımıza adam toplamaya başlıyoruz. Böylece geleceğin FOXHAUND unu oluşturmaya başlıyoruz. Takımımız en fazla dört kişiden oluşuyor. Görev sırasında START tuşu ile menüye girip oynadığımız karakteri değiştirebiliyoruz. Aynı şey öldüğümüzde de geçerli. Eğer o an yönettiğimiz karaktere bir şey olursa oyun bitmiyor. Diğer karakterle oyuna devam edebiliyoruz.
Oyundaki bir başka yenilik FPS moduna geçtiğimizde artık hareket edebiliyoruz. Aynı FPS oyunlarındaki gibi ileri geri sağa sola hareket etmek mümkün. Yalnız şunu belirtmem lazım bu özelliği sadece ayakta iken kullanabiliyor oluşumuz. Çömelme ve yatma pozisyonlarında geçerli değil. Bir diğer özellik, daha önce MGS3: SUBSISTES te kullanılan, kameranın üçüncü kişi görünümünde olması.

Tuşların kullanımında genel olarak pek bir faklılık yok. Analog stick ile karakteri hareket ettiriyor, yön tuşları ile kamerayı kontrol ediyoruz. FPS moda geçtiğimizde yön tuşları hareket etmemize yarıyor. Sol omuz tuşu silahsızken kamerayı tam arkamıza alıyor, silahlı iken sılahı doğrultmamıza yarıyor. Kare tuşu dövüşmemize ve ateş etmemize yarıyor. X tuşu ile çömelme, yatma ve takla atma hareketlerini yapıyor, O tuşuna uzun basarak silahları ve itemleri seçiyoruz. Bu defa BACKPACK imizde en fazla dört malzeme taşıyabiliyoruz. Ama kullanabildiğimiz karakter sayısı fazla olduğu için pek bir problem teşkil etmiyor. Sağ omuz tuşu ile FPS moduna geçiyor, SELECT ile telsizimize erişiyoruz.
Oyun online ve Wİ Fİ de 6 kişiye kadar oyuncuyu destekliyor. Online modda Team Death Match, Death Match ve Capture Mission modları var.
Tüm bunların sonucunda şunu söyleyebilirim ki, MGS hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak, bir iki değişiklikle PSP de dahi oynanışı rahat olan ve en önemlisi orjinal hikayeyi devam ettiren, kafalardaki soru işaretlerini giderebilen harika bir oyunla karşı karşıyayız. MGS4 çıkana kadar bize güzel vakit geçirtecek bu yapımı mutlaka arşivinize katmalısınız.
Saygılarımla, başka bir oyun incelemesinde görüşmek üzere.