Film oyunları her zaman film heyecanını tam yansıtamamış çoğu zaman hayal kırıklığı yaratan, yapımcı firma tarafından “nede olsa satar, film fanlarına havada karada satarız” düşüncesi ile çokta üzerine düşülmeyen oyunlar olmuşlardır (batman, spiderman 3 gibi). Tabii Peter Jackson’s King Kong gibi, Lord of The Rings The Return of The King gibi, bazı istisnalar da yok değildir.
Pirates of the Caribbean: At World’s End (POTCAWE) oyunu ilk elime ulaştığında çok heyecana kapılmam gerekirken üst paragraftaki fikrim yüzünden her zaman temkinli bir şekilde fazla beklenti içinde olmadan (ama yine de ellerim titreyerek) PS3’ümü açıp oyuna başladım. Her zaman oyuna başlamadan önce giriş sinematiklerini seyretmek ve oyuna öyle başlamak gibi bir huyum vardır(oyuna olan saygımdan:)). Giriş sinematikleri oyun içi görüntülerden yapılmış ve baya kaliteli, yüksek poligon sayısına sahip karakterlerle çok iyi bir oyun olacağı izlenimini uyandırıyordu.
Titreşim özelliği olmayan sixaxis’imin start butonuna elim titreyerek ve beklentilerimi yine en alt düzeyde tutarak start tuşuna bastım. İlk olarak tutorial bölümü ile oyuna girdim. Sol analog kol ile hareket, sağ analog kol ile yönümüzü belirliyoruz. İlk başlarda alışmak zor gelse de PS2’de FPS oynayan her kişi için çabuk alıştım. Ama ne yalan söyleyeyim, Tomb Raider gibi kafa üstü takip eden kamera sistemi olsa imiş daha da iyi olurmuş. Çünkü insan aksiyonun şiddetine bazen öyle bir kendini kaptırıyor ki kamera açılarını ayarlamak insanı sinirlendirebiliyor.
Oyun, zindandan kurtulma bölümü ile başlıyor ve aşağı yukarı film ile paralel bir seyir izliyor. Karakter modellemeleri, animasyonlar, ara sinematikler Disney stüdyolarından beklenecek düzeyde hayli kaliteli. PC versiyonuna göre kaplamalar, çevre grafikleri ve efektler daha bir özenli. Ancak aynı özeni seslendirmeler için gösterdiklerini söylemek güç. İnsanı gaza getiren müzikler yok ya da çok az, ses efektleri yetersiz. Oynanış klasik action oyunlarındaki gibi sağ üst taraftaki pusuladan gideceğimiz yeri bilip ona göre hareket ediyoruz X: kılıç sallama, : yumruk, ∆: tutma O: sıçrama tuşu. R1 ile ateş, R2 ile hızlı koşma, L1 ile aksiyon, L2 ile hedefe kilitlenme olarak belirlenmiş. Start tuşu ile pause, select tuşu ile harita ve görevimizi öğreniyoruz. Altında kırmızı daire çıkan düşman üzerimize saldıracak anlamına geliyor, eğer hemen ona kilitlenirsek istemimiz dışı hareketle saldırıyı püskürtebiliyoruz. Oyunun ileri bölümlerinde açılan Jackanism olayı ise L2+R2 tuşlarına aynı anda basınca devreye giren çok sayıda düşmanla karşılaştığımızda kullanabileceğimiz bir korunma ve saldırı hareketini yapıyoruz, önce bir patlama ile beraber çevremizdeki herkes ölüyor ve süresi bitene kadar tek kılıç darbesi ile bütün düşmanlarımızı öldürüp ruhlarını cehenneme gönderiyoruz.
Görevler çok çizgisel, yani görevi farklı yollardan bitirme olanağınız yok. Saf aksiyonla ilerleyip oyun senaryosu gereği gitmeniz gereken yere gidiyorsunuz. Oyunun negatif yönlerinden birisi ise kombo sistemi. Önce kılıç sonra yumruk sallamak zorundasınız, devamlı kılıç sallarsanız hemen karşılık alıp yere yıkılıyorsunuz. 4-5 tane düşman yere serdiğinizde ekranda beliren X,O, ∆, tuşları çıkıyor ve sadece bir tanesi daire içinde kısa bir süre görünüyor, hemen o tuşa basarsanız karakteriniz özel bir kombo ile düşmanı öldürüyor ve yerde can gibi, altın gibi önemli şeyler bırakıyor. Aslına bakarsanız bazı karakterleri kombo ile öldürmek zorundasınız yoksa düşmanlar hiçbir şekilde bitmiyor ve üzerinize akın akın saldırmaya devam ediyorlar, bu da oyunu sıkıcı bir hale getiriyor.Bazı yerlerde duello yapmanız gerekiyor, sol analog kolu yanan ışığa göre yukarı, geri ve aşağı yapmamız gerekiyor. Gecikirseniz darbe alıyorsunuz ve canınız azalıyor. Duelloya iyice alışmazsanız 10dk -15dk sürebiliyor ki bu da oyunu sıkıcı hale sokabiliyor. Oyunun bu özellikleri iyi yaparsanız biraz daha zevkli hale geliyor. Ama hep aynı kombo (kılıç ve yumruk) insanı bir zaman sonra sıkıyor. Değişiklik olsun diye tutup yumruk atın tabancanızla vurun el bombası atarak kendinizi bu tekdüze’likten kurtarmaya çalışın. Bazı bölümlerde 3 kişiyi yönetmek zorunda kalacaksınız. Yön tuşları ile gücü azalan adamınızı seçip özel kombo ile düşmanları öldürüp sağlık çıkmasını sağlamalısınız. Yoksa oyun devamlı kendini tekrar eder.
Son olarak; oyun iyi kotarılmış, ancak ilk paragrafta da belirttiğimiz gibi ne çok kötü, ne de çok iyi uyarlama bir film oyunu değil. Arada kalmış bir yapım. Her ne kadar Disney stüdyoları seslendirmeleri orijinal aktörlere yaptırmış, gerekli özeni uygulamaya çalışmış olsa da başında uzun zaman geçirmenin sıkıcı bir etki yaratacağını söylemek yanlış olmaz. Keşke bu oyun PJ’s King Kong gibi defalarca oynamak isteği bıraksa idi(acaba PS3’e de çıkar mı? –ne oynarım bea!...). Ama olmadı 25-30 dk oynayıp sıkılıyor, Resistans Fall of Man oynayıp neşemi buluyorum. POTCAWE oyununu tabii ki de bitireceğim. Hem oyuna ve üreticilerine olan saygımdan, hem de iflah olmaz bir fan kitlesine dahil olduğundan :)
Hatırı sayılır oyun sitelerinden biri olan www.ign.com(puanlama için tıklayınız)sitesinde 5.2 verilen bu oyunun bence bunu hak etmediği, bana göre 7 verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Havenly Sword, Stranglehold, Darkness, Killzone 2, Assassin Creed, Resident Evil 5, Metal Gear Solid 4 gibi oyunlar çıktıkça bu oyunu hiç aramayacağınızı da garanti ediyorum. Mutlu ve Sağlıcakla kalın.
Bu arada insan üstü yetenekleri olan,bu alemin kralı MİTOMİSİN abimize katkılarından dolayı teşekkürlerimi iletiyorum.