“1 dakika 16 saniye… Kahrolası herif! Nasıl bu kadar hızlı olabiyordu? Ona yetişmem gerekliydi. Bu son şansım olabilirdi. Her seferinde yaklaştığımda önümü tıkamasından bıkmıştım. Artık başka şeyler denemeliydim. S şeklindeki virajdan düzlüğe çıkmıştık. Gözüm bir sonraki dönüşe takıldı. Start-finish düzlüğünden önceki son viraj.Bu geçişe imkan vermeyen bir virajdı. Eğer burada geçmek isterseniz tek şansınız aracı sola yatırıp gaz’a orta seviyede basarak riskli bir dönüş yapmaktı. Ama onun bunu çok iyi bildiğini ve orayı kapatıcağını biliyordum. Gözüm sağ tarafa kaydı. Bir boşluk. Ama toprak kaplı. Başka şansım yok ve viraj yaklaşıyor. Önce onun beklediği gibi sola geçtim. Hemen önümü kapattı. Tam o sırada frene hafifçe dokundum ve sağa doğru adeta kaydım. Şaşırmıştı. Sağ lastiğim toprakla ilk temas ettiğinde ancak şaşkınlığı üzerinden atıp kendini toparlayabilmişti. Hemen direksiyonu üzerime doğru kırdı. Sağ ön farı kapıma değdi. Zaten kısa toprak alanda zor tuttuğum dengemi hepten kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyaydım ama hakimiyet bendeydi. Düzlüğe yan yana çıkmıştık. Artık her şey kararmıştı sadece deli gibi gaz pedalına basıyordum. Nitro tüpleri çıldıracak gibiydi ve motorun sesi artık kontrolden çıkmış bir kaplan gibi çıkıyordu. Finish çizgisine 1 adım kala kafamı sola çevirdim. Ve göz göze geldik…”
Oyun dünyasında marka değerine sahip oyunlar vardır. Sohbet sırasında onun türü bir başka oyundan konuşulduğunda hemen “…. Gibin” öğesi yapıştırılır. Mesela fps derseniz quake denir. Mesela strateji derseniz age of empires denir. Mesela korku derseniz resident evil denir. Ve yarış dediğinizde ise size söylenicek bir oyun vardır : need for speed.
Aslında need for speed : pro street (biz ona kısaca nfs diyelim ve ortama samimiyet katalım) next-gen konsollardaki tam manasıyla ilk nfs oyunu diyebiliriz. (şimdi hemen bağıracaksınız bana “carbonnnn” diye. Sabredin biraz. Cümle kuruyoruz şurada) Çünkü nfs:carbon ilk önce pc ve ps2 için çıktı ve o sırada next-gen konsollar tam anlamıyla piyasadaki yerini almamıştı. Dolayısıyla convert bir oyun oldu. Ama pro street tamamen next-gen özellikleri bilinerek ve bunlar kullanılarak hazırlanan bir oyun.
ABİ BU KAÇ YAPIYO?
Uzun zamandır internet üzerinden izlediğimiz videosu ile başlıyor oyunumuz. Güzel sayılabilecek bir video yada çok güzel olmasına rağmen artık defalarca izlediğimizden bize normal güzellikte geliyor. (farkındayım saçma bir cümle oldu) Start’a basarak oyun ana menü’süne ulaşıyoruz. Ama ondan önce yapmamız gereken işlemler var. İlk önce kendimize bir allias adı verilen bir grup kurmamız isteniyor. Bu aslında bildiğimiz profil sisteminin süslenmiş hali. Bu tarz grup şekline sokulması online oynarken hakkınızda istatistik tutulması açısından önemli. Bu ekranı geçtikten sonra yeni bir soru geliyor karşımıza. Oyun esnasında yapay zekanın size ne kadar yardımcı olacağını gösteren seviyeler çıkıyor karşımıza (driving asist). Burada soldaki ilk seçeneği seçerseniz oyun her virajda,her spin attığınızda , bazen düzlük kısımlarda bile size gerekli yardımları yapacaktır. Markete gittiğinizde poşetlerinizi taşıyacak , sıkıştığınız anlarda size tuvalete kadar eşlik edecektir. Anlatmak istediğim bu seçeneğin çok abartılı olduğu. Ortadaki seçenek bu yardımların daha az olduğu ve sadece virajlarda size birazcık yardım edileceği seçenek. Ve geriye kalan seçeneğimiz ise (bilin bakalım ekranın ne tarafındaki seçenek. Doğru cevabı yazıp bir boşluk bırakıp ona buna gönderebilirsiniz) hiçbir şekilde size yardım edilmeyen kendi başınızın çaresine baktığınız king isimli seçeneğimiz. (doğru cevap sağ olacaktı bu arada)
Burada size tavsiyem hiç yardımlarla uğraşmamanız. Çünkü oyun zaten sürüş olarak oldukça kolay. Özellikle kariyer modunun ilk yarışlarında yardım alarak yarışmak insanı sıkıyor.
Sonunda ilk kısım soruları atlatıp oyunun menülerine ulaşıyoruz. Ve karşımıza klasik sadelikte nfs menülerinden biri çıkıyor. Gayet normal ve kullanışlı bir menü ve ayrıntılı olarak anlatılacak pek bir şey yok.(kesinlikle üşendiğimden değil.)Yukarıdan aşağıya anlatmaya başlıycak olursak ilk seçeneğimiz kariyer mod. Bu bildiğimiz hikaye modu. Buna daha sonra değineceğim. Quick race seçeneği ile hemen bir yarışa dalabilirsiniz. Diğer bir seçenek olan Race day seçeneği ise oyunun temelinin kurulduğu bir yarış gününü tek başınıza veya multiplayer olarak oynamanıza imkan veriyor. Diğer menüler ise klasik ayarların yapıldığı menüler. Size tavsiyem ilk iş olarak options menü’sü altından audio settings’e girerek motor sesi seviyesini %100’e getirmeniz. Bu menülerin harici kariyer modu ve diğer yarış modlarında yarış seçtiğimiz menü çok daha farklı. Kral tacı şeklinde tasarlanmış ve oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Alışmak zaman alıyor. İlk eleştrimiz bu yönde oyuna. Bu kısımlarda daha sade bir menü tercih edilebilirdi.

TEK RAKİBİM TÜRK HAVA YOLLARI!
Hemen race day diyerek ilk yarışımıza girelim. Öncelikle race day (yarış günü) ne demek oluyor ondan bahsedeyim biraz. (yok zahmet etme dediğinizi duyar gibiyim) Nfs yapımcıları bu oyunda geçen 3 oyunda olduğu gibi amatör sokak yarışları kalıbından çıkarak çok daha profosyonel organizasyonlarla yapılan yarışları kalıp olarak tercih etmiş.(oyunda neden polis yok anlaşılmıştır umarım) Bu yarışlara ülkemizden yakın bir örnek verecek olursak opet’in sponsorluğunu üstlendiği ve genelde autodrom pistinde yapılan drag yarışlarını gösterebiliriz.(hiç gittinizmi bilmiyorum ama muhteşem bir atmosferi vardır.) Ama oyunumuzda çok daha kapsamlı bir şekilde yer alıyor bu organizasyon mantığı. Her bir yarış günü çeşitli etap’lardan oluşmakta (event) Sizde her tür yarış için ayrı ayrı seçtiğiniz arabalarınızla bu etaplara katılarak başarılı olmaya çalışıyorsunuz. Eğer toplam etap sayısının yarısından fazla etabı birinci olarak bitirirseniz o yarış gününü domine etmiş oluyorsunuz.(bu kariyer moda size ekstra ödüller getirmekte) Etap çeşitleri ise gerçekten çok fazla. Aslında 4 ana sisteme ayrılmış etaplar. Bunlar sırasıyla grip (normal yarış), time attack (zamana karşı yarış), drag (düz yolda kalkış) ve drift (kaydırma) olarak sıralanıyor. Ama her bir ana etap kendi içinde çeşitli şekillerde yarışlar barındırıyor. Örneğin multiclass grip adındaki yarışlarda 2 gruba ayrılmış farklı sınıflarda 8 araba piste çıkıyor. Siz sadece kendi grubunuza ait araçları geçmekle yükümlüsünüz ama diğer grubun oluşturduğu trafik sizi oldukça eğlenceli durumlara sokabiliyor. Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir oyun içinden.
Araba seçenekleri ise oldukça geniş. Her an heryerde görebileceğimiz Honda civic, chavrolet cobalt gibi yol arabalarının yanında , RX7 , corvette gibi kalburüstü arabalar ve chevelle gibi klasik arabalarada yer verilmiş. Gerçekten bu konuda oyun oldukça tatmin edici düzeyde. (özellikle klasik arabalar harika olmuş)
Tabi oyunumuzu sınamak için önce normal bir yarışa girmemiz gerek. Bizde öyle yapıyoruz. Her zamanki klasik kızlarla olan nfs yarış açılışımız geliyor. İlk dikkat ettiğimiz şey tabiî ki grafikler.(ben bir süre kızlardan gözümü alamadım ama sonra toparlandım) Electronic arts bu sene grafik konusunda hep bir şeyleri eksik bırakıyor. Şu ana kadar çıkan fifa olsun, nba olsun belli yerlerde muhteşem grafikler varken o kadar inanılmaz eksiklikler bırakıyorlarki (özellikle oyun detaylarında) insanın aklı almıyor. İşte nfs’dede bu göze çarpıyor. Araç üzerindeki her bir detay, her bir yansıma ve hatta araç içindeki ince detaylara bile önem verilirken, uzak çevre grafikleri , yarışı izleyen seyirciler, pist üzeri asfalt gibi detaylar sanki özensizce yapılmış ve oyuna ps2’den convert havası katıyor. Aracınızı vurduğunuzda oluşan hasar efektleri veya pistte toprak bir alana daldığınızda oluşan toz duman bulutu,dağılan lastikler gibi çevre etkileşimleri oldukça güzel. Araç’lardan çıkan beyazımsı duman ise yeterli derecede tatmin etmiyor biz ps3 kullanıcılarını. Özellikle artık uncharted,call of duty 4 , assasin creed ve hatta pes 2008 gibi oyunların grafiklerini gördükçe makinemizin gücünü anlıyoruz ve büyük firmalardan çok daha iyisini bekliyoruz.(E.A buraya yumruk havaya)
Sesler oyundaki en başarılı yön. Gerçekten özellikle araçların motor sesleri inanılmaz güzellikte. İnsan kendin o aracın içinde gibi hissedebiliyor. Çevreden gelen sesler olsun, arabanın asfaltla girdiği etkileşim olsun hepsi oldukça başarılı. Müzikler her zamanki nfs serilerinde olduğu gibi kaliteli gruplardan. Ama daha çok sözsüz şarkılara ağırlık verilmesi biraz monotonluk getirmiş.
GÜLME KOMŞUNUN ARABASINA GELİR ÇARPAR SANA
Oynanabilirliğe dönecek olursak. Burada sağ taraftan aldığım eleştri topu ortasını güzel bir vole ile E.A ağlarına göndermek istiyorum izninizle. Şimdi yeni kollarımız sixaxis ile birlikte hepinizin bildiği gibi emektar R2 ve L2 tuşlarımız değişime uğradı ve standart tuş takımı seviyesinden çıkarak tetik teknolojisine geçti. Çokda iyi oldu tabi. Özellikle resistance, oblivon ve skate gibi oyunlarda büyük faydalarını gördük. Tabi bu yeniliğin asıl amacı tuşa ne kadar baskı uygulanırsa o kadar etki mantığı. Ve bu mantığın en çok işe yarayacağı tür araba yarışları. E.A firmasıda bu yeniliğe ayak uydurarak kontrolleri buna göre ayarlamışlar. Ama bazı geleneksel oyuncular bu sisteme alışmakta oldukça zorluk çekiyorlar ve bu sistemi kullanmak istemiyorlar. Zaten diğer firmalarda oyunlarında bu oyuncuları düşünerek klasik X-gaz , kare-fren kontrol mantığına oyunlarında yer vermişlerdi. (rigde racer 7 gibi) Bizde yine aynı mantık vardır diyerek ayarlardan kontrol menüsüne giriyoruz. Ve görüyoruzki iki tip konfigirasyon var. Gönül rahatlığı ile ikinci seçeneğimize bakıyoruz ve oda ne? X-kare mantığı oyunumuzda yok! E.A aynı şeyi fifa’dada yapmış ve koşma tuşunu değiştirilemez bir şekilde R2 yapmıştı ve belkide bir çok oyuncuyu kendinden soğutmuştu (R2 ile koşulmuyo be). Tamam yenilikçi olabilirsiniz. Ama piyasada var olan bazı kalıplarıda inkar edemezsiniz. İnanın eski sistemi arıyan çok arkadaşım oldu ve bir çoğuda olacaktır. En azından bir seçenekte onlar için hazırlayarak sempati kazanılabilirdi.
Bunun dışında kontroller iyi ve rahat. Sadece alışmak biraz zaman alıyor. Genel olarak tuşlara bakıcak olursak R2 gaz L2 fren, X el freni, yuvarlak nitro, kare kamera açısını değiştirme, üçgen geriye bakmak için kullanılıyor. L1 tuşu drag yarışlarında lastik ısıtırken kullanacağınız clucth (tutma) iken, manuel vites arttırıp azaltırken sağ analog çubuğu kullanıyoruz. Sol analog ise aracımızı yönlendirmede kullanılıyor.
Oyun yapısında klasik aksiyon yarışından çıkmış. Artık çok daha kontrol edilmesi ve pistte tutulması zor araçların. İlk defa bir nfs oyununda hasar sistemi var ama hasar’ın oyuna direk etkisi yok. Sadece yarış sonlarında tamir ücreti olarak bize yansıyor aldığımız hasarlar.Ama hasar’ların light,medium,heavy olarak 3’e ayrılması çok yüzeysel kalmış. Gene bir ilk olarak eğer çok ağır bir kaza geçirirseniz direk yarış dışı kalabiliyorsunuz. Buda gerçekçiliğe bir adım olarak görülebilir.
Yarış sırasında pistte yeşil bir ok göreceksiniz.(“gemliğe doğru giderken şaşırmayın. denizi göreceksiniz” demiş Orhan veli ) Bu okun adı interaktif yarış çizgisi.(hayır bunu ben uydurmadım) Tıpkı Formula 1 oyunlarında olduğu gibi oyun size pist üzerinde hangi çizgiyi takip ederseniz avantaj yakalayabileceğinizi gösteriyor. Ama bu daha gelişmiş bir sistem. Bu çizginin rengi o anki hızınıza göre değişmekte ve size nerede gaz nerede fren yapacağınız söylemekte.(neyiz biz acemimi? evet) Eğer çizgi yeşilse gaz’a basabilirsiniz. Eğer turuncu ise gazı bırakmanız gerekmekte ve hatta hafifçe frene dokunabilirsiniz. Ama eğer kırmız renkte ise pist dışına çıkmamak için frene basmalı ve dönüşü öyle yapmalısınız.(ancak yeşil oklarada her zaman güvenmeyin yanıltıcı olabiliyorlar)
Drift modunda bol bol el freni kullanarak arabamızı kaydırıyor ve puan topluyoruz. Drag modunda ise yenilikler var. Yarış öncesi uygun gaz seviyesini sağlayarak lastiklerimizi ısıtmalı ve yol tutuşumuz arttırmalıyız. Bu kısımda gaz ibresini mavi kısma getirerek L1 tuşuna basarsanız ve ardından gazı burada sabit tutmayı başarırsanız iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.
Kariyer modundan bahsedecek olursak artık alışıldığı üzere yine bir konu var oyunda. Ama bu sefer geçmiş oyunlardaki gibi bir kazaya kurban gidip intikam almak değil konumuz. Profosyonel olma yolunda ilerleyen ve yüksek seviyedeki yarışçıların sinirlerini hoplatan bir yarışçının hikayesini oynuyoruz. Açılıştaki yarışı kazandığımızda ilk hafta sonu organizasyonumuza daveti’de kazanmış oluyoruz. Ve hikaye bu şekilde ilerliyor. Kariyer menüsünün en solunda garajımız var. Buradan arabamızı modifiye edebilir ve her türlü görsel değişikli yapabiliriz. Burada bir yenilik göze çarpıyor. Hazırladığımız görsel değişiklikleri bir kalıp halinde kaydedebiliyor ve online üzerinden diğer nfs oyuncuları ile paylaşabiliyoruz. (blueprint adı altında)Oldukça güzel bir uygulama. Ayrıca bir diğer yenilikte rüzgar tüneli uygulaması. Artık yaptığımız fiziki değişikler arabamıza birebir etkili. Ve bu etkileri rüzgar tüneli üzerinden görerek uyguluyabiliyoruz.
DÜNYA KAZAN BEN NFS!
Bütün bu modları online ortamdada bu modları oynayabilir ve dünyadaki nfs oyuncuları ile kendinizi sınayabilirsiniz. Ayrıca kariyer moda yaptığınız dereceleri online ortamda dünyadaki diğer derecelerle karşılaştırarak ne kadar iyi olduğunuza bakabiliyorsunuz.(yada rezil bir skor aldığınız görüp direk oyunla bağlantınız kesebilirsiniz)
Oyundaki diğer eksikliklere değinmek gerekirse ilk olarak değişik hava şartlarının olmamasını söyleyebiliriz. Hep gündüz hep güneşli havada oynamak bir süre sonra oyuna monotonluk getirebiliyor. Ayrıca tek bir pist çeşidine bağlı kalınması ve önceki nsf serilerinde olduğu gibi değişik yol seçeneklerinin olmamasıda kötü ama bunlar pist yarışı mantığına bağlı olduğu için göz ardı edilebilir.
Genel olarak oyuna bir yorum getirecek olursak eğer çok farklı bir nfs oyunuyla karşı karşıya olduğumuz söyleyebilirim. E.A biraz daha gerçekçiliğe yaklaşayım derken nfs’nin o kendisine has havasını kaybetmesine sebep olmuş. Özellikle son 4 senedir alıştığımız sokaklarda hızlı ve serbestçe yarıştığımız nfs oyunlarından sonra pro street birçok nfs severe farklı gelecektir. Yüksek beklentili oyuncular kısmen hayal kırıklığına uğrayabilirler.Oyun sanki kendi havasını kaybetmeden grand tourismo oyun yapısına yaklaşmak istemiş gibi duruyor. Buda oyunun yapısını bir hayli bozmuş. Ama her şeye rağmen şu an için konsoldaki en iyi aksiyon yarış oyunu diyebiliriz. Her yarış severin mutlaka sahip olması gereken bir oyun olduğu muhakkak.
Artılar : muhteşem sesler,sürükleyici oyun yapısı, geniş online seçenekleri
Eksiler : kısıtlı pist seçenekleri, hava şartlarının olmayışı
Editör’ün karnesi :
Grafik : 82
Ses : 98
Oynanabilirlik : 83
Oyun süresi : 85
Eğlence : 90
Genel : 88
Bu yazımız için Irmak Toysland'a çok teşekkür ediyoruz...
