PlayStationTürk -Türkiye'nin Oyun İstasyonu

 
 
 
 

Anket

Sony'nin kaybettiği exclusive'lerden en çok hangisine üzüldünüz?

Tekken 6
Age Combat
Katamary Damacy
GTA IV
Devil May Cry 4
Final Fantasy
Assasins Creed
Virtual Fighter 5



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 1088
Yorum: 12

GittiGidiyor

PS3 oyunları 75 YTL

Google


[ İncelemeler | İnceleme Yaz | Yeniler | En popüler | En Çok Puanlanan | Rastgele ]

Çocukluğumuz ve Şimdi

Oyun Sponsorumuz

Çocukluğuma gidiyorum!!!
Hadi bakalım, gözlerinizi kapatın benim çocukluğuma gidiyoruz. Yani hepimizin çocukluğuna gidiyoruz. Acaba kaçınız ile benim çocukluğum aynı. Ya da kaçımız aynı duyguları tatma imkanımız olmuş.  Son günlerde kentsel bazda yalnızlık çeken biri olarak içimde kilerini kâğıda dökmenin güzel olabileceğini düşündüm.  Yazımdaki asıl amacım geçmişde bıraktığımız değerleri, teknolojinin var ettiği şimdiki zamanla kıyaslamak. Bir geçmişe gideceğiz birde bu gününe bakacağız. Hemen başlıyoruz, gözlerinizi kapatın demiştim ya, o sadece kelimelerde kalsın yoksa yazımı okuyamazsınız.

Kankanız kapınızda!!!
Benim ortaokulda çok samimi bir arkadaşım vardı. İsmi Savaştı ve çok iyi anlaşıyorduk. Sürekli bizim kapıya gelip “Acaba Burhan evde mi?” diye sorardı. Annem bu davranışından dolayı Savaş’a “acaba savaş” lakabını uygun görmüştü. Sürekli acaba kelimesini sarf ettiğini ise annem bu lakabı taktığında anladım. Kapıdan beni çağırır beraber ayakkabılarımın bağcıklarını bağlar, doğruca heyecanla sokağa kendimizi atardık. O benim o zamanlar ki en iyi kardeşimdi hatta kankamdı. Hiç unutamam Ninja filmlerini izleyip bol miktarda ninjajıcılık oynardık. Karton kutulardan yıldız şekilleri kesip birbirimize fırlatırdık. Fırlatırken de ağzımızdan VIŞŞT diye bir ses çıkardı. Bu ses komik olduğu kadarda yıldız fırlatmasını en iyi tanımlayan efekti.
O zaman ki kankalarımızın yerini şimdilerde ise saatlerce sandalye başında oturarak msn den sohbet ettiğimiz kankalarımız aldı. Hatta kankalarımızın uzaklık mesafeside değişti. Şu anda mahallemdeki insanları tanımazken, kapı komşumun ismini bile bilemezken. Başka bir şehirden abartamadan söylüyorum Almanyadan kankam oldu. Teknoloji kankam kavramında çok köklü değişiklik yaptı

Ağaçlara dalmaya gidiyoruz!!!
Geceleri mahallemiz de ki meyve ağalarını Savaş arkadaşımla gezerdik. Nerede hangi ağaç var, kayısını mı? armut mu? hepsinin krokisini çıkartırdık. Hangisinin sahibi daha az kızar düşüncesi ile sokak aralarında gezerdik.
Hatta bu konu ile ilgili kısa bir anımı anlatayım. Bir keresinde gecenin ilerleyen saatlerinde havanın zifir karanlık olduğu bir saatte armut ağacına dalmıştık. Ben biraz daha çevik olduğum için ağaca çıktım. Armutları kopartıp aşağıya atıyordum. Tam o sırada sahibi gelmesin mi? Bizim arkadaşlar hemen topuklayıp kaçtılar tabi ben ağacın tepesinde kaldım. Hemen ağaç rolu moduna girdim kolalarlımı armut ağacı gibi uzattım. O anda beni görseniz dersiniz ki “Burhan ile ağaç arasında fark yok”. Ağacın sahibi bizimkiler kaçınca biraz ağaca baktı ve sonra söylene söylene evine girdi. Ama benim kalbim nasıl atıyor. Herhalde dakikada 135 değerini geçmiştir. Neyse ben adam gibince hemen aşağı indim ve bizim arkadaşların yanına gittim. Birbirimizi görünce de bastık kahkahayı. Bu heyacan verici olaydan pay çıkartmamış gibi hemen başka ağaçla aramaya gitmiştik

Şimdi ise bir araya gelen arkadaşlar meyve ağaçlarına dalmak yerine, mahalledeki ağaçlarını gezmek yerine, nerede Playstation cafe var diye gezer oldu. Bu duruma geçtiğimiz günlerde bende dahil oldum diyebilirim. Sitemizdeki Serhat ve Enes arkadaşlarımızın yanına gidince aynı durumu bende yaşadım.

Kutu Kutu pense, elmamı yense
Küçükken oynadığımız oyunların isimlerini bir sayayım bakalım kaç tanesini hatırlayabileceksiniz. Kutu kutu pense, halis kelebeleris, yağ satarım bal satarım, Kör ebe ve aç kapıyı vezirgan başı gibi oyunları hatırladınız umarım. Bu oyunları oynayan birçok arkadaşımız vardır.
Ben yine bir hatıra ile olayı pekiştireceğim; İlkokulda okulun bahçesinde körebe oynarken ebe sırası bana gelmişti. Bandajı alıp gözlerimi kapattım ve üçe kadar saydım. Sonra kaçan arkadaşlarımın peşine düştüm. O sırada birinin bana çarparak ve yere düştüğünü hissettim. Hemen kafamdaki bandajı hafiften kaldırdım ve yere düşen kişinin, arka sıramda oturan kız arkadaşım olduğunu anladım. Tabi büyük bir curcuna herkes başına toplanmıştı. Ben hemen bandajımı geri takıp hiç bir şey olmamış gibi oyunu oynama devam ettim. Arkadaşımda benim olduğumu anlamamış, sonradan gidip yanına geçmiş olsun dileklerimle, sırıtarak “vay dengesiz yav demek sana dengesizin biri çölme taktı ha” dedim. Bu yazdıklarımda aramızda sır kalırsa çok sevinirim. Sonra bana kızmasın arkadaşım.
 
Ve yine yıllar geçmiş hayatımıza giren teknolojiler sayesinden eskiden oynadığımız oyunlar ortadan kaybolmuş. MEB Bakanlığının geçtiğimiz yıllarda yapılan açıklamaya göre eskiden oynadığımız oyunlar korunma altına alınmış ve yeniden öğrencilere öğretilmeyi planlanıyormuş. Günümüzde oynanan oyunları ise saymama bile gerek yok.  “Abi sen CS yada PES hangisini seversen kit çevirelim, yada mutli yapalım ne dersin” kelimeleri daha çok telaffuz edilir olmuş.

Aşkımı internete kazıdım!!!
Yeni nesilin büyük belası olarak gördüğüm aşk olayları bile eskisine göre biraz daha kötü sonuçlanıyor. Hatırlıyorum da, bankalara, ağaçlara, ya da okulun sıralarına aşkının ismini kalp içinde kazıyan arkadaşlarım vardı. Özelliklede benim gibi ağaç gövdesini kendisine mesken edinenler vardı.

 Şimdi ise aşkımızı msn deki kişisel ileti kısmına yazıyoruz. Daha iyi ya herkes daha iyi görür oldu. Çünkü benim msn adresim de 50 kişi aynı anda online olabiliyor. Ağaç kalmadığı için bu yöntem daha iyi. Eksiden gördüğümüz ağaçların ve lale bahçelerinin yerinde artık binalar duruyor. Ve oturduğum ilçeye girişte belediyenin kocaman bir yazısı bulunuyor. “Artık ilçemizde bir tane bile mustakil ev bulunmuyor”. Ne kadar acıklı bir durum, normal olarak mustakil evlerin yanlarındaki ağaçlarda bulunmuyor.

Misket mevsimi, külah mevsimi,
Eskiden mahallemizde bir şeylerim mevsimi olurdu. Mesela birisi boru alıp külahları üflemeye başlayınca herkes boru bulup külah üflemeye başlardı. Ya da misket oynama başlayınca mahallenin bütün çocukları misket oynamaya başlardı. Sapan mevsimi vardı. Abim çok güzel kuş vururdu, sonrada afiyetle yerdik.
Ama şimdi ise GOW sezonu, Gran Turismo Sezonu, Resident evil sezonu olarak oyunların çıkışlarını bekler olduk. Beklenen bir oyun piyasaya sürüldüğü zaman herkes o oyunu konuşur oldu. Hatta E3 fuarlarını bekler olduk. Beklenen oyun mevsimleri bile teknolojinin esiri oldu.

Bu yazımda sizlere, teknolojinin ve özelliklede oyunların bizleri ne kadar çok değiştirdiğini anlatmaya çalıştım. Benim ve hepimizin küçüklüğümüze bu yazı ile küçük bir gezi yaptık. Acaba diyorum, babamızın küçüklüğüne gitsek bizleri neler bekler, Benim babam çobanmış ve 17 yaşındayken evden kaçmış. Ben diyor “17 yaşımdayken bana kocaman adam gözüyle bakıyorlardı” Yazımı fazla uzatarak sizleri sıkmak istemiyorum. Son kelimelerim ise Oyundayım, Oyundayız, Oyundalar, Peki hepimiz oyundayız, siz oyunun neresindesiniz?

Oyun Sponsorumuz

Eklenme: October 22nd 2007
Category: Serbest Yazılar
Yazan: Burhan Mızrak
Puan:
Toplam Puan: 10 (3 Toplam Oy)
İnceleme Puanla & Yorumla
Hit: 562
Dil: turkish
  

[ İncelemelere Geri Dön | Yorum Ekle ]

Çocukluğumuz ve Şimdi
Gönderen: BLUE Tarih: 2007-12-09 21:41:04
Puanım:


BU BÖLÜMÜ YENİ OKUDUM..BURHANLA AYNI ÇAĞIN ÇOCUKLARIYIZ HERHALDE...ŞİMDİ ÇAĞ ATLADIK...DAHA DOĞRUSU ŞU KONSOLLAR OLSUN ŞU İNTERNET OLSUN....ZORLA ÇAĞ ATLATILDIK....OZAMANLAR KIZLARLA İP BİLE ATLARDIK...ŞİMDİ...MAİL ATIYORUZ....


Çocukluğumuz ve Şimdi
Gönderen: zeyna_15 Tarih: 2007-10-23 17:15:06
Puanım:


çok ilginç bir yaşama biçimi imiş.


İletişim için: playstationturk@gmail.com... Sony, Playstation 2, Playstation 3, PSP, ile ilgili tüm logo ve resimler kendilerine ait tescilli markalardır.