PlayStationTürk -Türkiye'nin Oyun İstasyonu - PS3

 
 
 
 

Playstationturk

Sık Kullanılanlara Ekle

Sitemizi daha hızlı gezin

Anket

Metal Gear 4'ü aldınız mı?

Evet aldım
Daha almadım
Aldım çoktan bitirdim
MGS ile ilgilenmiyorum



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 2530
Yorum: 29

Cafelerimiz

· Redblack Playstati...
· Yaren GamePark
· Deplasman Cafe
· Playstation 3 cafe
· Friends Cafe
· cixx cafe
· dream
· PLUTON
· ETNA-ZONE
· Tutuldum

GittiGidiyor

Google




[ İncelemeler | İnceleme Yaz | Yeniler | En popüler | En Çok Puanlanan | Rastgele ]

Ruhumuzdaki Kara Delik Kapanır mı?
Nefes alışımızın kocaman bir boşluk olduğu zamanlarda geliyor aklımıza ölüm... Kocaman bir boşlukta olduğumuzda şükrediyor ve kocaman bir boşluktayken anlıyoruz zamanın değerini... Biz insanlar neden böyleyiz? Ne kadar gamsız, ne kadar dengesiziz. Olmamalı... Olmaması gereken bir şeyler var bu oyunda... Birilerinin rolü eksik ve rolü olanlar hakkını veremiyor çoğu zaman... Ne kadar hata yapıyoruz, hata üstüne hata inşa ediyoruz, utanmadan satıyoruz pahalıya... Başkaları hatalarımızın üstüne hayat kurarken hiç sesimizi çıkarmıyoruz. İnsan olmak, bu sıfatı taşımak.. Bunu bir de gurulu söylemek... ama diğer taraftan az da olsa gururla söylediğimiz bu kelimeyi aslında bu zaman da bazıları küfür sayıyor ve işin kötü tarafı haklılık payları o kadar çok ki...

Kocaman bir kara delik var ruhumuzda... Kapatamadığımız, kapatamayacağimiz kadar büyük... Asla ve asla bizim çaresiz tecrübelerimizle kapanmayacak, asla basit yöntemlerimizle yolunu bulamayacak bir delik... Kapkara bir açlık var içimizde... O kadar aciziz ki, o kadar acıkmışız ki... Aç gözlülükten o kadar çok koymuşuz ki tabağımıza, asla bitiremeyeceğiz, yedikçe yiyeceğiz... Susuyacağız... susadıkça sapkınlık getirecek bize hayat... Öyle güzel kadınlar sunacak ki sapkınlıkları; birer birer devireceğiz kadehleri... İşin kötüsüde hiç bir zaman doymayacak, ne gözümüz ne gönlümüz...



Gözlerimizi sadece rimel ve sürmeler için değil bayanlar!... Dudaklarımız hiç bir zaman parlak rujlar için yaratılmadı, kulaklarımız paha biçilemez küpeler için orda değiller... ve en önemlisi; ruhumuz asla var olmak için olmadı... Bunu ne zaman anlayacağız? Ne zaman dur diyecek birileri bunlara? Ne zaman kalbimizin kullanma klavuzunu baştan sona okuyacağız? Hep bozulduktan sonra mı okunur? Ne işe yarar iş işten geçtikten sonra?...

Hey çaresiz mahluklar!.. Hey kendini zeki sanan aptallar! Bu beden hiç bir zaman kıyafetlere yem olmak için yaratılma derdine düşmedi!
Hep hep hep düşmekte olan mantığımız, ivmesini grafiğin altına sürerken hızla, bir yerde durup düşünmek geçmiyor içimizden... Neden acaba???


Madem sorular hiç bir zaman cevap olma özelliği gösteremedi bu hayatta, o zaman bir hikaye anlatır belki derdimi sizlere;

"Güle oynaya gittim, oturdum parka... Hayat güzeldi, elbiselerim güseldi, saçlarım güzeldi, canım bir şey mi istiyordu; kalkıp ayağı yürümek kadar kolaydı ona ulaşmam... Gülerek geçtim, sallandım salıncakta... Eğlene eğlene dakikaları doldurdum, gözlerimin içi parlıyordu. Sağlıklıydım ve herşey bana bir ben kadar uzaktı sadece... Espirilerim o kadar komikti ki herkes gülüyor, güldükçe seviyorlardı beni... Ufak tefek küçük sorunlarım vardı ki, çoğu insanlar için sorun katagorisine bile girmezdi. Ama bilirsiniz; insanlar sorunsuz yaşayamaz. Bende kendimce sorun yaratmış ve onlarla yaşamaya alışmaya(!) çalışıyordum... Sonra birden onu gördüm, küçücük, kirli, masum ve şaşkın... Yanıma çağırdım. Şen sesimle bir - iki espiri yaptım gülümsedi... Gülümseyişinde hafiften biraz fazlaca bir hüzün vardı..."Adın ne?" dedim, 'esra' dedi. Bir an herşeyi unutup yüzüne baktım... Yara bere, kir pasak içinde bir çift zeytin karası göz ne kadar da estetik durmuştu, belki günlerdir yıkanmamış yüzünde... Estetik... estetik... bak yine kendi dünyamdan bir kelime... Bir an acıdım ona, biraz beklemesinii ve ona çörek getireceğimi söyledim... "İstemem, aç değilim" dedi ama o daha küçüktü, küçük bir çocuk yiyeceğe 'hayır' deyecek kadar ne yaşamıştı ki? Küçük çocuklar, küçük çöreklere 'hayır' demezdi... "Bekle" dedim, koştum getirdim. Önce ellerini silmesini sonra yemesini söyledim. Canım benim, minik ellerini minicik havluyla silmek için çabalıyordu ve aklında tek şey vardı, eminim; "o çöreği ne zaman yiyeceğim ben?" Verdim, küçük bi ısırık aldı... "daha büyük ısır" dedim. Daha büyük ısırmak için küçük bedeninde ki küçük kafasınında asılı duran küçük ağzını küçücük açtı, ısırdı. Her ısırışında bi parça koptu içimden, "ne kadar da boş yaşıyorum" dedim... 'nereye kadar' dedim bu kahkahalar... Üzüldüm, çok üzüldüm ama elimden bir şey gelmiyordu. Sırtını sıvazladım, o akadar kirliydi ki sarılamıyordum bile... "Sen çok güsel bir çocuksun" dedim, "seni çok sevdim" dedim. Ssesini çıkarmadan gülümsemedi... Biliyormusunuz, gülümsemesi kocamandı. Kocaman gülümsedi, hiç bir kocaman insan onun gibi kocaman gülümseyemezken o kocaman gülümsedi. 'Bekle' dedim 'yarın da geleceğim' ...yarında beni burda bekle... ben yarında sana çörek getireceğim, niye biliyor musun? ..ne çevremdeki insanlar, ne de ben hiç bir zaman senin gibi gülümseyemedik, bunu başaramadık. Bu da senin farkın Esra kız...
Yarın yine gittim... ertesi günde... ertesi günde... ne esralar bitti... ne benim gibi insanlar... Bir yerlerde, yara bere içinde küçücük yüzlerinde kocaman gülümsemeleriyle esralar olacak... ve umarım onların yanındada gülücüklerini daim kılmayı başabilen insanlar.."



Belki de bir gün... Kim bilir... Belki hala bir kaçımız, kaptanlık sınavını başarıyla geçmek için uğraşıyordur bu gemide... ve belki bir gün bazıları başaracaktır gözlerini kullanmayı.. İşte öyle bir günde; birileri bir şeylerin eksik olduğunu anladığı zaman, anlayabilme ihtimalini kucakladığı zaman.... yani eğer böyle böyle bir gün olacaksa... belki de birileri bu günün olması için çabalıyodur, kim bilir... Ruhumuzdaki kara deliklerin küçük yüzlerdeki, kocaman gülümsemelerle kapanacağinin farkına varmanın ümidiyle...

Eklenme: March 24th 2008
Category: Serbest Yazılar
Yazan: Şeyma İdman
Puan:
Toplam Puan: 10 (6 Toplam Oy)
İnceleme Puanla & Yorumla
Hit: 757
Dil: albanian

  

[ İncelemelere Geri Dön | Yorum Ekle ]

Ruhumuzdaki Kara Delik Kapanır mı?
Gönderen: cado34 Tarih: 2008-04-18 02:36:40
Puanım:


Şeyma hanım kardeşim dediğimden dolayı çok özür dilerim.Ben burhanın yazısını görmemişim.Kusuruma bakmayın

Ruhumuzdaki Kara Delik Kapanır mı?
Gönderen: cado34 Tarih: 2008-04-17 11:05:35
Puanım:


kardeşim çok güzel bir yazı.Seninde bu kısa yazın anlayana  çok güzel şeyler anlatıyor.Eline yüreğine sağlık.

Ruhumuzdaki Kara Delik Kapanır mı?
Gönderen: Ko8e_aka_Siwaly Tarih: 2008-03-26 07:24:18
Puanım:


Yazı süper olmuş ama ne bu yazı, ne de herhangi bir çaba hiç bir şeyi iyi yönde değiştirmeyecek.

Çünkü bu dünyada hiç değiştirilemeyecek şeyler var...

Ruhumuzdaki Kara Delik Kapanır mı?
Gönderen: burhanmizrak Tarih: 2008-03-25 15:27:45
Puanım:


serbest yazılarımızın kraliçesinden, yine çok anlamlı bir yazı, eline sağlık şeyma....

Ruhumuzdaki Kara Delik Kapanır mı?
Gönderen: max1903 Tarih: 2008-03-25 04:02:53
Puanım:


harika bi yazı..


İletişim için: playstationturk@gmail.com... Sony, Playstation 2, Playstation 3, PSP, ile ilgili tüm logo ve resimler kendilerine ait tescilli markalardır.