Her yazının bir hikayesi vardır derler. Ne anlatırsa anlatsın, ne hakkında olursa olsun. Her yazının bir başlangıç hikayesi vardır.
Geçen hafta, her sıradan geçen bir haftada olduğu gibi haftalık yazımı yazmış ve gönül rahatlığı ile her zaman yaptığım rutin işleri yapıyordum. Bu rutin işlerin arasında yorumlarına önem verdiğim bir dostuma yazıyı okutmakta vardı doğal olarak. Her zamanki gibi satır aralarındaki ayrıntıları yazmasını beklerken ondan ilginç bir yorum geldi. “bir oyunu da beğenme be olm” yazdı bana. İlk başta afalladım. “nasıl yani” dediğimi hatırlıyorum. Sonra düşündüm ve ona şunu yazdım “kendime oynamak için aldığım oyunları aldığım ve incelediğim için böyle oluyor”. Bu kısmen doğruydu. Ama biraz ayrıntılı düşünüce aslında ben kötü oyunları da bir şekilde oynamış ve kendi kafamda incelemiştim. Peki, neden yazmıyordum? Ayrıca yine düşündüm. İncelemeler ne içindir? Okuyucuların okuyup o oyunu alıp almamasına karar vermek için değil mi? Üstelik orijinal oyun zorunluluğumuz bizi bu zamanlarda bütçe olarak iyice sarsarken en çok ihtiyacımız olan şey birilerinin bizi kötü oyunlar hakkında uyarması. İşte tüm bu olayların sonucu da bu yazının hikayesi oldu. (peki, bu haftanın sıradanlığını götürdü mü? Tabiî ki hayır)
Öncelikle belirteyim. Aşağıda yazacağım ve “kötü” olarak nitelendirdiğim oyunlar listesi tamamen görecelidir. İlk olarak genel piyasa kanısı göz önüne alarak yapılmış bir listedir. Kesinlikle bir sıralama yapılmamıştır. Bu yüzden lütfen “vay sen şu oyuna nasıl böle dersin, vay bu böle olur mu, yok artık, Le Baron James” tarzı yorumlarla gelmeyelim danışmaya.
Ayrıca aşağıda yazacağım bazı oyunları önceki incelemelerimde övdüğümü ve yüksek puan verdiğimi fark ettim. (aslında 2 tanesine) sanırım o anki ruh halleriyle alakalı. Bu bir nevi bir özür yazısı da olabilir.
Evet, gerekli açıklamaları yaptıktan sonra müthiş altyapılı ve hikayeli yazımıza geçebiliriz. Tutunun bir yerlere. Kötülerin arasına dalıyoruz.
Lair : Yazıya bu oyunla başlama sebebim ne bu oyunun Ps3 exculusive olması nede en kötü olarak düşünmem değil. Beni tanıyanlar bilirler. Tam bir ejderha hastasıyımdır. Bir sürü ejderha resmini özenle saklarım. Odamda bibloları, maketleri vardır. En sevdiğim kitap serisi ejderha mızrağıdır. 10 senedir kullandığım nick’im birebir ejderhalarla alakalıdır. İşte bu yüzden bu oyunu ilk yazmak istedim. En azından bir yerde önceliği olsun diye. İlk açıklandığında ve resimleri gösterildiğinde ağızlarımızdan sular akarak beklediğimiz” ejderha biniciliği” (off ya! Düşünmesi bile süper) temalı oyunumuz bizi öyle bir hayal kırıklığına uğrattı ki 1 ay falan toparlanamadık. Aslında konusu iyiydi. Grafikler beklenildiği kadar olmasa da fena değildi. Ama şu sixaxis ısrarı ve berbat savaş sistemi yok mu? Özellikle ejderhanız ile yere indiğinizde kafayı yememek mümkün değil. Bir insanın Lair oynamasının tek sebebi sanırım sixaxis elindeyken kaç şekle girebileceğini öğrenmektir. (gene de ejderhalar iyi di be)

Fear : Çok umutluyduk. Nede olsa Fear’dı o. Pc’de damga vurmuştu bir yıla. Önce optimizasyon olacağını öğrendik. Fazla takmadık. Yaparlardı bir şeyler. Hala bekliyorduk. Onu bekleyeceğimize Titanik gemsinin bostancı sahiline yanaşmasını beklesek daha iyiydi. Rezalet kaplamalar. Doğru düzgün hedef alamamalar. Bariz hatalar. Vs vs. Fear gerçekten adı gibi bizi korkutmuş ve Blu-ray diski ilk 5 dakikada konsoldan çıkarmamızı sağlamıştı. Neyse ki Fear 2 ile kendilerini affettirecekler gibi gözüküyor.
Transformers : Hala hangi mantıkla yapılmış olduğunu çözebilmiş değilim. Tamam, filmi çıktı oyundan da kayağını yiyelim mantığı ile yapılmış bir oyun ama insan birazcık “oyun” gibi olmasına dikkat eder yahu. Fps’mi Tps’mi ne olduğu anlaşılmayan ve ne yaptığınızı anlamadan ilerleyerek bölüm geçtiğiniz garp bir oyun. Tek iyi yanı arabaların robotlara dönüşmesini izlemek. Ama bunu artık Citroen reklamlarında bile görüyoruz. Bunu oynayacağınıza gidin küvetinize sıcak su doldurun ve plastik bir ördek alıp içinde oynayın daha iyi.
Need for speed – Pro Street : Ah be NFS! Neydin ne oldun. Sen ki bizim araba yarışı dediğimizde aklımıza gelen sembol, hız dediğimizde hayalini kurduğumuz görüntüydün. Modifiye araba gördüğümüzde seni hatırlardık. Hayatımızın parçası olup çıkmıştın. Her yarışı kazanmak bir amaçtı bizde. Ama ne oldu sana? Next-gen ağır mı geldi? Yoksa bir hastalığa mı yakalandın? Nfs’nin hastalığa yakalanıp yakalanmadığını bilemem ama bu oyunun bizi hasta ettiği kesin. İlk yaptığım inceleme hatası oyunu olma unvanını taşıyor kendileri. Nfs’ye olan eski bağlarımdan mı, yoksa oyunun bana geldiğindeki şartlardan mı bilinmez hiç hak etmediği puanlar vermişim. Ve hatta iyi olduğunu söylemişim. Şimdide diyorum ki ağzıma…! Tabiî ki övülecek tarafları da var (online mesela) ama lütfen! Nerde Undergraund nerde Pro Street. Bir kere Pro Street ne demek ya. Profesyonel sokak yarışımı olurmuş hiç. Amatör ruh her zaman iyidir. Bunu oynayacağınıza gidin psn’den süper rub a dub’ı indirip ördeklerle oynayın daha iyi. (nedir benim bu ördek takıntım)

Jericho : Ciliv baker’a saygı duyarım. Her bir romanının önünde eğilirim. Undying’i kutsal bir mekandaymış gibi oynar bitiririm. Ciliv abi (samimiyet güzel şey) yazdıklarıyla ve oyun dünyasına kazandırdıklarıyla bir ustadır benim için. Ama bu sefer olmamış be! Tamam psişik güçleri olan karizma kahramanlarla fps iyi bir fikir, hatta god of war alıntısı tuşlara basarak macerayı yönlendirme sistemini bir fps’ye katmak güzel bir fikir. Ama biz eğlenmek için oyun oynuyoruz be ciliv abi! 4. bölümden itibaren hep aynı şeyleri yapmak ve aynı ortamda gezmek için değil. Bunu oynayacağınıza gidin ördek alın besleyin daha iyi! (bak şimdi)
Turok : Dinozorlu oyunlar her zaman ilgi çekmiştir. Büyüklüğünde midir bilmiyorum ama bir işin içine dinozor girdiği zaman belli bir standardı yakalayacağı kesindir. En azından Turok’u görene kadar öyle sanıyorduk. Bir kutuya mı yoksa bir Dinozora’ mı ateş ediyoruz şüpheleriyle ilerlediğimiz ve %90’ı ormanda geçen oyunu eğer fazla oynarsak bir süre sonra ağaç veya orman düşmanı olmamız mümkün. Bu oyunu oynamak Dino Crisis serisi’ne hakaret olur. Bunu oynayacağınıza gidin biraz önce beslemek için aldığınız ördekle bir dinozor’un karnını doyurun daha iyi. Hem sevaptır!
Club : Sega’yı severim. Mega Drive ile az kendimden geçmedim ekran başında. Sega Rally Shampionship ile az hız duygusu tatmadım. Condemned ile korkmak nedir bir kez daha anladım. Ama her zaman kötü bir yanı vardır Sega’nın. Bazen saçmalarlar. Yani aslında saçmalamak değil de kendilerini piyasa şartlarına fazla kaptırırlar. İşte bu oyunda onlardan biri. Aslında hiç gerek yok böyle şeylere. Bünyesinde gayet özgün ve zeki yapımcılar var. Ama işte bazen olabiliyor. Aslında club çok da kötü bir oyun değil ama oyuna verilecek paranın değerli olduğu bir zamanda bunu oynayacağınıza gidin bir ördek havuzunda yüzün daha iyi. Gagalarına dikkat edin yalnız.
Kane and lynch : Bu oyunu da çok düşündüm buraya yazarken. Aslında beni düşündüren mükemmel konusuydu. Kane ve lynch arasındaki diyalogların muhteşemliğin onda biri bu oyunda olsa şimdi efsane bir oyun konuşuyorduk. Ama gerçekçi olalım. Yarım gözüken bir ekran, sıkıcı çatışmalar, kesinlikle bir çin işkence sistemi olduğuna iddia’ya girebileceğim siper alma sistemi. Hayır, uzak durun. Akıl sağlığınız için. Bunu oynayacağınıza gidin Dufy Duck seyredin daha iyi. (Sonunda gene bir ördeğe bağladım ya kendime ne diyeyim bilmiyorum)
Rigde racer 7 : Araba yarışı oyunu yapıyorsunuz ama virajlar da kontrol tamamen sizin dışınızda. Ne harika bir fikir değil mi? Evet oldukça hızlı bir oyun. Evet, güzel grafikleri var. Ve evet arabalar çok iyi. Ama bu kadar saçma ve kontrolsüz bir oyuna, üstelik burnout ve Grand Tourismo gibi örnekler varken para verip almak, çölde atkı satan bir adama para verip atkı almaktan daha saçma olur. Bu oyunu oynayacağınıza bir ördeğe araba sürmeyi öğretmeye çalışın daha iyi! (e yuh)
Sega rally : Sega’yı severim demiştim değil mi? Sega Mega drive ile olan maceraları da anlatmıştım. Hatta sega rally championship oyunundan bile bahsetmiştim. İşte next-gen’deki sega rally’e geçmişin verdiği hüzünlü gülümseme ile yaklaştım. Yaklaşmaz olaydım. Sanırım micro genius’daki arcade rally oyunlarında daha çok eğlenmişimdir. Bu kadar tek düze ve bu kadar sıkıcı bir arcade rally oyunu görmemiştim, sega sağ olsun onu da gösterdi. Bu oyuna para vermek mi? Hem de colin mcrea dirt varken mi? Lütfen ama! Gidin bir Manyas kuş cennetinde kuşları kovalayın daha iyi. hem orda ördek’te var. (bu sefer ördek demeyeceğim sandınız değil mi?)
Area 51 : Uzay ve uzaylılarla savaş. Kaç oyun yapıldı bu konu hakkında? Kaç film? Kaç kitap? Kimse bir rakam veremez. Peki, kaçı iyi? Sanırım 20’yi ya geçer ya geçmez. İşte bu oyunda o yirmi’nin arasında değil emin olun. Ben ateş edip etmediğimi anlayamadığım, ateş ettiğim şeyi vurup vuramadığımı ancak yanına kadar gittikten sonra çözebildiğim ikinci bir oyun bilmiyorum. Üstelik bu oyun bu bünyeye COD 4 gibi bir efsaneden sonra nüfuz etti. Şaka gibi gelmişti o zaman ve ben hala şaka olduğunu düşünmek istiyorum. Ama değilmiş. Cod 4 dururken bu oyunu oynayanın akıl sağlığından şüphe ederim. Gidin bir ördekle savaşa girin daha iyi.
Spiderman 3 : Ben şahsen çok sevdim bu oyunu. Marvel çizgi romanlarına ve özellikle örümcek adama olan hayranlığımdan mıdır bilinmez bayıla bayıla oynamıştım. Ama dedim ya piyasa gerçeklerine bakacağız diye. İçim kan ağlaya ağlaya ekliyorum bu oyunu buraya. Maalesef iyi fikirlerine rağmen tek düze oyun yapısı ve tekrarlayan görevleri ile vasatı aşamayan bir oyun Spiderman 3. Bunu oynayacağınıza kucağınıza bir ördek alın ve çizgi romanını okuyun daha iyi.
Pes 2008 : Ne o? Şaşırdınız mı? Valla hiç şaşırmayın. Biliyorum bende sizin gibi su götürmez bir PES fanatiğiyim. Hatta bu fanatiklik öyle boyutlardaki, oyunu incelediğimde piyasadaki en iyi futbol oyunu yazmıştım. Sanırım o sırada narkoz’da falandım şimdi nasıl kfrediyorum bir bilseniz. Eh be Konami! Nerde o muhteşem pes gerçekçiliği? Koskoca next-gen’de topu alanın ya Allah diyerek bütün sahayı geçtiği bir oyun yapmak yakıştı mı sana? Hani nerede söz verdiğin lisanslar? Nerede yeni master lig modu? Bunların hepsini geçtim insan şu oyunu birazcık gerçeğe yakın yapar be. Ya online mod? Rezalet ötesi. Online ortamda tecrübesi sıfır olan rockstar bile lagsız temiz online oyun yapabiliyor, ama biz yan yana apartmanlarda online oynarken lag yiyoruz PES’de. Oyun ilk piyasaya çıktığında frame rate gecikmelerinden bahsetmiyorum bile. Nasıl alıcaz bu oyunu. Zaten alınmazda. Üstelik çağ atlamış bir euro 2008 gelmişken. Bunu oynayacağınıza gidin… Bilmiyorum ördekli bir şeyler yapın işte. (halı saha maçı olabilir. Ördekler iyi plase vurur)
Sanırım listeye eklenecek bir iki oyun daha bulabiliriz. Ama benim ilk etap da aklıma gelen kesinlikle uzak durmanız gereken oyunlar bunlar. Tekrar söylüyorum. Bu tarz bir liste görecelidir. Her insanın kendi dünya görüşü doğrultusunda sevdiği ve sevmediği oyunlar olabilir. Bu yazı genel piyasa dokusu’nun benim üzerimde kişisel yazıya dökülmüş halidir. (ne dedim ben şimdi?)
Her şeye rağmen iyi ki oyunlar ve ördekler var…