Tarihler 31 Ocak 1999’u gösterdiğinde Konami, “klasik olacak oyunlar” listesine bir yenisini daha eklemenin sevinci ile Playstation’larımız için Silent Hill isimli oyunu piyasa sürdü. O zamanlar için müthiş grafik ve seslendirmeler eşliğinde herkesi korkutmakla kalmamış ve gerisinde, o şehirden hiç kalkmayan yoğun bir sis tabakasının içinde müthiş gizemli bir şehir bırakmıştı bizlere. Aradan geçen onca yıllara, o kadar çıkan oyunlar ve hatta sinema filmine rağmen bu şehirdeki gizem çözülememiş ve yine bu şehirdeki, insanın iliğine işleyen sis tabakası kalkmamıştı(hayır şehirdeki hava durumları ile bir alakası yok). Bakalım bu sene sonuna doğru bir kez daha ziyaret edeceğimiz bu şirin şehir ve sakinlerinde(!) neler olup bitecek.

Yeni gelecek oyunumuzun ismi Silent Hill: Homecoming. Ailesi ile ilgili gördüğü kötü rüyaların hayatını çok etkilemesi sonucu, ordudaki görevine devam edemeyen Alex Shepard, ailesini görmek üzere şirin kasabamız Silent Hill’ e geri dönmüştür. Serininin hepsinde olduğu gibi yine kasabada Alex’i ilk karşılayan kasabanın sisi olmuştur. Kasabaya geldiğinde kardeşinin kayıp olduğunu öğrenir ve buraya gelmesine sebep olan rüyalarının etkisiyle kardeşini aramaya başlar...
Evet, senaryomuzun ana hatları bu şekilde olacak ve oyunda sık sık olmasa bile flashbackler ile geçmişe dönülecek. Mesela oyununun gösterilen bölümlerinden birinde Alex, bir hastanede abisinin izlerini sürerken, buranın geçmişte insanlara işkence ve eziyet edilen bir yer olduğunu bir flashback ile öğrenmesi ile panik yapmaya başlıyor ve etrafını öldürücü derecede çekici(!) ve de seksi hemşerilerin sarması bir oluyor.
Oyunun oynanış ve senaryosuna direk bir dalış yaptık, fakat en başta söylememiz gerekenler var tabiî ki. Öncelikle oyun, serinin diğer oyunlarının altında imzaları bulunan KCET(Konami’nin Tokyo Stüdyoları) tarafından değil bir Amerikan firması olan Collective tarafından geliştirilip yapılıyor. Collective firmasını özellikle, Star Wars:Revenge Of The Sith oyunun konsol versiyonları yapan bir firma olarak tanıyoruz. Silent Hill gibi herkesin yüksek beklentiler içinde olduğu bir oyunu kotarabilirler mi sorusunun cevabı, şuan için Silent Hill’ in sisleri arasında gözüküyor. Collective firması da bu endişelerin farkında olacak ki oyunun yapısı itibariyle yeni macera içine girmeme kararı almış durumda. Oyun, eski ve bildiğimiz Silent Hill dinamikleri üstüne kurulu olacak. Sadece bu dinamikler biraz daha, hatta çok çok daha keskinleştirilecek. Bu sayede oyun hem daha korkutucu hem de daha eğlenceli hale gelecek.
Evet, biz oyuncular böyle manyağız işte. Ne kadar çok korkarsak o kadar çok eğleniriz. Nasıl beceriyorsak artık… Zaten Silent Hill serisi, psikolojik korku(valla ben uydurmadım) denilen insanın içsel dünyasını rahatsız edici unsurlar içeren bir survival-horror türüne sahipti. Seriyi üne kavuşturan da zaten bu psikolojik unsurlardı. Arkasına artık PS3 ve Xbox 360’ın Nex-Gen dediğimiz güçlü sistemlerini de alan oyunun eskisine göre çok daha etkileyici olacağına kuşku yok. Özellikle kasabayı çevreleyen sis, artık grafik olmaktan çıkmış durumda diyebiliriz. Yapım ekibi sis üzerinde özellikle çok çalıştıklarını da vurguluyorlar zaten. Genel olarak grafik yapısına bakıldığında ise Silent Hill serisinin hiçbir zaman grafik yönünden kötü yapımları olmamıştır. Ama bu sefer yeni nesil konsolların güçleri sayesinde şimdiye kadarki en etkileyici grafiklere sahip olacağını söylememe gerek yok sanırım. Dinamik sis, ışıklandırmalar ve de gölgelendirmeler gerçekten süper görünüyor. Bir korku oyunu için gölgelerin ne kadar önemli olduğunu bilen Collective, bu kısım için ekstra mesai harcadığını da sizlere söylememi rica etti… :) Sonuç olarak grafikler yönünden hiç sıkıntının olmadığı hatta herkesin bu grafikleri görmesi gerektiği konusu açık bir şekilde ortada diyebiliriz.

Oyunun dövüş sistemi, daha önceki serilerden oldukça farklı ve de ayrıntılı olacak. Daha önceki karakterlerimizin dövüş yetenekleri gayet sınırlıydı hatırlarsanız. Fakat bu sefer Alex’in asker olmasının da getirdiği altyapı ile ana karakterimiz dövüş konusunda gayet yetenekli olacak. Öncelikle vuruş hissiyatının çok iyi olacağı vaat edilenler arasında. Oyunumuz bir FPS olmadığı için zaten bu konuda çok sıkıntı çıkacağını zannetmiyorum. Asıl önemli konu ise oyuna artık bir karşı atak sisteminin getirilmiş olması. Oyunda, karşı taraftan aldığınız darbeleri iki şekilde bloke edebileceksiniz. Bunlara kusursuz ve de kusurlu blok diyebiliriz aslında. Tam darbeyi alacağımız zaman bloke edebilirsek kusursuz, biraz geç ya da erken davrandığımız zaman ise kusurlu blok yapabiliyoruz. Kusursuz blok yaptığımız zaman saldırı yapan kişiyi birkaç saniyeliğine afallatacağız. Bu sırada tekrar saldırırsak da “finish him” hareketini yapabileceğiz. Kusurlu blok durumunda ise sadece alacağımız hasarı azaltmış olacağız. Oyunda her silahın ve her karakterin farklı “finish him”lere sahip olduğu da açıklananlar arasında(Evet yanlış okumadınız oyunda farklı karakterlerle oynayabileceğimiz doğrulandı. Fakat bu karakterlerin kaç kişi olduğu ya da kimler olduğu henüz belirtilmemiş durumda). Bu geniş parantezimizden sonra, serinin şimdiye kadarki en ayrıntılı savaş sisteminden bir ayrıntı daha verip bu konuyu da kapatalım diyorum. Yine diğer oyunlardan farklı olarak hafif ve de ağır olmak üzere iki adet saldırımız mevcut. Bu bile büyük bir yenilik iken, Collective bununla da yetinmemiş, bu saldırı türlerinin kombinasyonu ile kombine saldırılar gerçekleştirme imkanı da sağlamış bizlere. Herhalde önceki oyunlardaki karakterlerin o nemneşekil(şekilsiz, kılıksız, meymenetsiz, iğrenç manasında) yaratıklar karşısındaki çaresizliklerine oldukça içerlemişler anlaşılan. Bu açıklamalar ışığında, serinin aksiyon dozunun, bu oyun ile biraz daha artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Oyunun müzikal atmosferi konusunda yine hiçbir tereddüdümüz yok. Neden diye soranlara Akira Yamaoka demem yeterli sanırım. Bütün Silent Hill oyunlarına müzikleri ile hayat veren kişi olan Akira Yamaoka, yine oyunumuzun seslerinden sorumlu kişi durumunda.
Ayrıca Silent Hill filminde(eğer izlemeyenler varsa, şiddetle tavsiye olunur), ışığa duyarlı bir grup hemşirenin arasından ana-karakterimizin süzüle süzüle geçtiği bir bölüm vardı hatırlasanız. Filmin belki de en heyecanlı ve de en ürkütücü sahnelerinden biri olan bu sahne, yapımcı firmasının da dikkatini çekmiş olacak ki, oyunda bazı yaratıklar için böyle bir özellik eklenmiş olduğu da gelen bilgiler arasında.
Çevreyle etkileşimin üst düzeyde olacağı, etrafımızda işimize yarayan bir cisim olduğu zaman kafamızın o yönde bakılı kalacağı ve bu sayede R3 tuşumuz ile birincil kamera açısına geçerek almak istediğimiz objeyi hemen çantamıza atabileceğimiz de önemli ve de güzel ayrıntılar olacak. Bu arada çantamıza atmaktan bahsederken, artık çantamızdan bir şey almak ya da bakmak istediğimizde oyun durmayacak. Oyuna gerilim katması açısından düşünülmüş çok güzel bir ayrıntı bence. Artık nerde, ne olduğunu bilmediğiniz bir ortama girdiğinizde çantanızı o kadar rahat kurcalayamayacaksınız.
Genel olarak bakıldığında Silent Hill serisinin ana dinamiklerine bağlı ama ufak tefek değişlikler ile arkasına Nex-Gen gücünü de almış bir Silent Hill bizleri bekliyor. Eylül 2008’de PS3 ve de Xbox 360 konsolları için piyasaya çıkacak olan oyun, zaten türünün nadir güzel örneklerinden biri olması sebebiyle de birçok kişi tarafından sevilerek ve korkularak oynanacaktır diye tahmin ediyorum