Kötü şirket, iyi para ;
BATTLEFİELD
BAD COMPANY
Savaş; 5600 yıllık bilinen dünyanın sadece 296 yılında bulunmayan olgu. İnsanın belki de öğrendiği en kötü sanat, bir yıkım sanatı. Bir arada yaşamayı yavaş yavaş öğrenen insanların bir anda çıldırmasına sebep olan olgu. Tıpkı ünlü düşünür Bernard Shaw’ın dediği gibi. İnsanlar bir gün cinayeti öğrendiler. Bu onlara öylesine heyecan veriyordu ki spor olsun diye birbirlerini öldürmeye başladılar ve savaşı buldular. En büyük adım buydu onlar için. Ama o kadar acımasız ve ruhsuzdu ki bu adım. Çoğu savaş’ın ne olduğunu öğrenmiyordu bile. Daha doğrusu öğrenmiyorduk. Afganistan’da ki ailelerin savaştan kaçarken 15 yaşından küçük kız çocuklarını koşamaz, silah tutamaz ve başımıza bela olur diye geride bıraktıklarını bilmiyordu çoğu. Ve bilmiyoruz gerçektende. Çoğumuz için silahın ve kanın verdiği heyecan yetiyor. Gerisi düşünmüyoruz…
Ama savaşın modern dünyaya kazandırdıkları da su götürmez bir gerçek. Bunu kabul etmemiz gerekir. Eğer milletler savaşmasaydı şu andaki tıp, sosyal ve teknoloji biliminin bu kadar gelişmesi imkansızdı. Asker mantığında üst astına “bul” dediğinde ast ne yapıp edip bir şeyler buluyor ve bunu kullanıma sunuyordu. En basitinden 2. dünya savaşı olmasaydı şu anda bindiğimiz modern arabalar olmayacaktı. Günümüzde kullandığımız çoğu teknoloji, ülkelerin birbirini alt etmek için yaptıkları savaş teknolojileri araştırmaları sonucu bulundu ve geliştirildi.
İşte bu ve bunun gibi birçok neden yüzden savaş ve onula ilgili her şey üst düzey ilgi çekmekte. Bu ilgi oyun dünyasında da son derece geçerli. Dünya çapında yılın en çok satanlar oyun listesinde ilk beşte mutlaka 2 veya 3 savaş oyunu bulunur. Bıkmadan oynadığımız 2 oyun türünden biri savaş oyunlarıdır (diğeri de futbol) ve öyle sanıyorum ki şu ana kadar en çok yapılan oyun türüde savaş oyunları. İşte karşımızda yeni bir savaş oyunu duruyor. Hem de en iddialılarından. Efsane savaş oyunu serisi Battlefield (bf) Bad Company adıyla next-gen’de ilk kez karşımızda…
“Gözünü aç kara bulutlardan, korkma kaldır başını,
Elbette güneş yüzünü gösterecek ve namlundan yüzüne yansıyacaktır yüzbaşı”
Bf serisi Electronic Arts’ın Medal of Honour serisinden edindiği tecrübeye dayanarak Call of Duty serisine bir rakip olarak doğmuştu zamanında. Moh serisinden öğrendiklerini ve COD’dan gördüklerini yeni fikirlerle birleştirerek her zaman COD’u geride bırakmayı başarmışlardı geçmişte. Özellikle COD’da olmayan araç kullanma, takım olarak hareket edebilme olgusu sunması ve çoğu zaman modern savaş düzeni ile online ortamda her zaman COD’dan fazla ilgi çekti.
Bu sene cod serisi 4. oyunu ile fps dünyasında ciddi bir adım atınca (gerçekten mükemmel bir oyun) çıta gerçekten fazlasıyla yükseldi ve firmaların işi zorlaştı. Büyük iddialarla gelen Haze ve benzeri yapımlar bile COD 4’ün bırakın yanına yaklaşmayı eteklerinde bile dolaşamadılar. Bunun üzerine bir çok fps oyunu ertelendi ve üzerilerinde bir çok değişiklik yapıldı. Bunların başında Brothers in Arms geliyor (oyun Ağustos’un sonuna ertelendi) Şu andaki oyunumuz Bad Company’de (bc) hafif bir erteleme ile çıkmış bir oyun. (tabiî ki EA bu iddiaları kabul etmiyor) Bakalım bize COD sonrası yeni bir şeyler verebilecek mi ?
Demo incelemesini okuyanlar bilirler. Oyunun online kısmına single’dan daha çok önem verildiğini ve şu anki haliyle oldukça umut verici olduğundan bahsetmiştik. ve oyunun 2 versiyon halinde piyasa sunulacağını söylemiştik (yok galiba bunu söylemedik) normal sürümün yanında bf:bc (ilginç bir kısaltma oldu) Gold Edition ilede piyasaya sürüldü. Gold edition’ın normal sürümden farkı normalde 25. rütbeye geldiğinizde açılacak olan 5 yeni silahın direk açık olması, eğer demo sürümde 4. rütbeye ulaştıysanız ordan aldığınız ödül silahın (uzi) olması, extra videolar, vs. vs. gibi eklentiler. EA ilerde Gold Edition sahiplerinin daha çok avantajı olacağını da söylüyor. (ben onların yalancısıyım)
Bc’den bahsetmeye single’dan başlıyalım. Demoda oynadığımız bölümden 1-2 bölüm önce başlıyor oyunumuz.
Preston Marlowe Amerikan ordusunda görevli çılgın sayılabilecek bir erdir. Bir gün ruhunun çılgın kısmı aklını çeler ve rahat rahat görevini sürdürürken aklına zevk için helikopter kaçırmak gelir. Haliyle yakalanır. Ordu yönetimi tarafından ordunun da işine gelecek şekilde sürgüne gönderilmesine karar verilir. O sırada Rusya ile bir savaşta bulunan Amerika’nın, tamamen bağımsız olan Rusya yakınlarındaki Serdistan (evet tamamen uydurma bir ülke şaşırmayın) isimli şehrinde bulunan Bad Company adlı birliğe gönderilir. Burada kendini çetin bir savaşın içinde bulan Preston ve ekibi savaşın ilerleyen günlerinde 1 külçe altın bulurlar. Önceleri ülke için savaşan birliğin bu olayla birlikte yönü yavaş yavaş değişmeye başlar. Hem de çok tehlikeli bir biçimde değişmeye…
Oyunun hikayesi George Clooney’in oynadığı Three Kings filmine oldukça benziyor. Oldukça klişe bir konu olmasına rağmen oldukça başarılı ve esprili bir şekilde işlenmiş. Ama yine kısa sürüyor oyun. Sanırım online ağırlıklı bütün oyunlarda bu problem olacak ileride. Yinede COD 4’e göre biraz uzun sayılır. Biz yukarıdaki hikayeden de anlayacağınız üzere Preston’u kontrol ediyoruz. Sürekli 4 kişilik bir ekibin içindeyiz. Yanımızda iki er Sweetwater ve Haggard bulunmakta ve bu askerler tam birer şebek. Yapmadıkları iş yok. Ekibin başında ise çavuş redford bulunmakta ve oda oldukça ilginç bir karakter.
Ölmemek için öldür, öldürmek için yaşa…
Bc’de grafik motoru olarak Havok’tan esinlenerek tasarlanmış ve geliştirilmiş frosbite motoru kullanmakta. Bu grafik motorunun en büyük özelliği çevredeki objelerin ve coğrafi bölgelerin %90 oranında deforme olmasına izin vermesi. Ea’de bu motorun yeteneklerini oyunda fazlasıyla kullanmış. Etrafınızdaki her şey en ufak patlama ile birlikte yıkılıyor, kırılıyor, parçalanıyor. (siz dahil) Açılmayan kapı diye bir şey söz konusu değil. Çünkü basit bir bomba ile o kapının yanındaki duvarı rahatlıkla yıkabiliyorsunuz. Stratejilerinizi bunun üzerine kurabiliyorsunuz.(mesela dümdüz bir alandasınız ve sığınacak yeriniz yok. Hemen önünüze bir bomba ile çukur açıp içine siper alabilirsiniz) Aynı zamanda bu özellik savaş halindeyken hiçbir yerin güvenli olmamasını sağlıyor. Güvenle sığındığınız koca bir duvar bir anda başınıza yıkılabiliyor. Veya arkasına geçtiğiniz geniş baraka bir anda yerle bir olup sizi öylece ortada açık hedef bırakabiliyor. İşte o zaman gerçekten savaş nasıl bir şey ve asla güvende olmamak nasıl bir his anlayabiliyorsunuz. (biraz psikolojimmi bozulmuş ne)
Grafikler çok başarılı oyunda. Özellikle yüz, araç ve çevre modellemeleri çok başarılı. Her ayrıntı düşünülmüş. Ama ilk başlarda insanın gözüne farklı geliyor bunlar. Çünkü oyuna ayrıntı ve gerçekçilik katmak için sürekli bir toz ve kum filitrelemesi kullanılmış. Başlarda bunu yadırgıyorsunuz ve hatta “çok kötü grafikler” diyebiliyorsunuz. Ama savaşın ve aksiyonun içine girdikçe aslında ne kadar doğru bir tercih olduğu ortaya çıkıyor bu seçimin. Gerçekten inanılmaz sahneleri çok gerçekçi grafiklerle izleme şansı bulunuyor bu sayede. Patlama efektleri mükemmel. Özellikle toprak bir alana düşen patlayıcıların çıkardığı toz, duman vs. efektler çok etkileyici.
Ses’ler ise oyunun garip yönlerinden biri. İlk dikkat ettiğiniz sesler silah ve benzeri aletlerin sesleri oluyor haliyle. Bu sesler diğer oyunlara nazaran daha vasat bir görüntü çiziyorlar. Yani bir m16 ile ateş ettiğinizde çıkan ses cılız ve ince bir patlama sesi gibi çıkıyor. Araç sesleri tek düze gibi geliyor. Ama oyunda ilerledikçe seslerin başka bir yönünü keşfediyorsunuz. Çok fazla ayrıntıya inilmiş sesler konusunda. Mesela açık bir alandayken çıkan seslerin efekti ile yansıması ile, ev kapalı bir ortama bir ortama girdiğinizdeki çıkan efektler çok farklı ve etkileyici. Sonra o evin bir duvarı yıkılıp yarı kapalı bir ortama dönüştüğünde de çıkan sesler çok farklı. Adeta fizik kanunlarına bağlı kalınmış bir ortam yaratmışlar seslerde. Mesela adamınızla sessiz bir ortamda koşarken üzerinizdeki her bir ekipmanın sallantı sesini duyabiliyorsunuz. Suluğunuz ayrı bir ses çıkarıyor, el bombalarınızın fünyeleri ayrı bir ses. Etraftaki çalılıklara sürtündüğünüzde (nasıl yani?) her biri farklı sesler çıkartıyor. Yani oyun sesler konusunda bir yönde çok kötü iken, diğer yönde gerçekten eşi benzeri bulunmaz bir halde.
Oynanabilirlik konusunda sınıfı rahatça geçiyor oyun. Çünkü kontrollerde tamamen özgürlük hakim. İstediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz tuşları. Zaten hali hazırdaki tuş takımı da oldukça kullanışlı ve basit tasarlanmış. Yapay zekada bazen çok fazla tek düze davransa da genelde iyi işler yapıyor. Sürekli yer değiştirerek çatışan düşmanlar var ve asla kolay hedef olmuyorlar. Ama bazen çok saçma hareketler yapabiliyor. Birde tek düzeliği size tahmin hakkı bırakmıyor. Yani mesela bir adam bir barakanın arkasında ise önünde ne olursa olsun ordan ateş ediyor. Kesinlikle alternatif bir yol düşünmüyor siz ona ateş etmeden. Ekibinizdeki npc’lerin ise yapay zekası oldukça iyi. çok fazla saçmalamıyorlar.
Bu savaşta yağan damlalar yağmur değil dostum. Bunlar tanrının gözyaşları.
Ama bizim için ağlamıyor…
Her savaş konulu fps’de olduğu gibi bc’de de birçok silah bulunmakta. Klasik m4’den tutunda xbm gibi modern silahlara kadar geniş bir yelpaze mevcut. Bunun yanında el bombaları, mayınlar, c4 patlayıcılar gibi yan silahlarda oldukça fazlasıyla var oyunda. Etrafta bulduğumuz makineli tüfek yuvaları, artilerryler, bomba atarlarda kullanımımıza sunulmuş durumda. Silah çeşitliliği konusunda bc oldukça tatmin edici bir oyun.
Oyunda sağlık ve yara aldığınızda iyileşme konusu da rakiplerine göre daha değişik düşünülmüş. Sağ alt tarafta sağlığınızı gösteren bir gösterge mevcut. Yara aldığınızda iki şekilde iyileşebilirsiniz. Ya bir süre bekleyip kendi kendinize iyileşeceksiniz (cod 4 teki sistem. Ama süre daha uzun) ya da L2 tuşuna basarak elinize kocaman bir iğne alıp onu R1 tuşu ile kalbinize saplayacaksınız. Bu sağlık iğnesinin sayısı olmaması oyunu kolaylaştırıyor gibi gösterebilir ama hiç kanmayın. Çoğu zaman o iğneyi kullanacak zamanınız olmuyor bile.
Bildiğiniz gibi bf serisinin en büyük özelliklerinden biride araç kullanımı. BC’de yine bu özellik her yönü ile mevcut. Oyun içerisinde en basit jeep’den tutunda en ağır tankına ve haliyle helikopterine kadar araç kullanabiliyorsunuz.(hayır tabii ki ferrari yok saçmalamayın lütfen) Bu araçlarında kullanımı oldukça basit ve araçlara takım halinde binebiliyorsunuz.
Gelelim oyunun esas iddialı olduğu bölüme. Yani online. Öncelikle yukarıda saydığım bütün özellikler online’da da aynen mevcut. Tabii silahların hepsini bir arada kullanamıyorsunuz. Beş farklı asker sınıfı var ve her sınıfın kullanabileceği silahlar farklı. Ayrıca her sınıfın kendine ait birtakım özellikleri oluyor. Oyunda yine cod 4’ten aşina olduğumuz rütbe atlama sistemi kullanılmış. Rütbe atladıkça silah veya özellik açabiliyoruz.
Şu anda bc’nin tek online modu var. gold rush adı verilen bu modu max. 12 kişilik iki ayrı takım halinde toplamda 24 kişiye kadar 8 farklı haritada online olarak oynayabiliyorsunuz. Bu modda saldıranlar ve savunanlar olarak ikiye ayrılıyor oyuncular. Savunanlar tarafında 2 kasa külçe altın var. Onlar bu altınları savunmaya çalışırken saldıranlar bu altınları yok etmeye çalışıyorlar. İlk 2 kasa yok edildiğinde haritada yeni bir bölge açılıyor ve bu şekilde 8-10 kasa oynanıyor. Eğer savunanlar, aldıranların destek kuvvetleri bitene kadar (yukarıdaki uzun mavi bar bunu gösteriyor. Saldıran takımın oyuncularının ne kadar öldüğü ile doğru orantılı olarak azalıyor bu bar)) bir altın kasasını bile zarar görmeden ellerinde tutabilirlerse kazanmış oluyorlar. Eğer bütün kasalar yok edilirse saldıranlar kazanmış oluyor. (burada pek anlatamadım ama aslında çok eğlenceli bir mod olmuş) Alışıldık deathmatch, team deathmatch gibi değişik modların olmaması oyun için bir dezavantaj. Ama ea yakın zamanda yeni modların oyuna patch ile ekleneceğini açıkladı bile.
Haritalar ilk bakışta az sayıda gibi görünse de her biri devasa büyüklükte ve tamamen özgür bir yapıda. Bir noktadan bir noktaya giderken nasıl gideceğiniz, ne kullanacağınız tamamen size bırakılmış. Buda yüzlerce çeşit savaş ve yol kombinasyonu oluşmasına sebep olmuş oyunda. Yani bir harita aslında 3-4 harita değerinde bc’de.(dolar/euro paritesi gibi bişey oldu bu)
My family is my army…
Biraz sınıfların özelliklerine değinelim. Assault (saldırı),demolation (ağır silah) ,recon (sniper), specialist (özel destek) ve supoorter (tekniker) olmak üzere 5 ayrı sınıf mevcut. Ve her bir sınıfla oynamak ayrı bir zevk. Assault m4, m16 gibi saldırı silahları kullanıyor. Kendini iyileştirme özelliği açılabiliyor 1 rütbe sonra. Demollation pompalı, bazuka gibi en ağır silahları kullanabiliyor, bir rütbe sonra mayın kurabiliyor. Tanklara karşı en etkili sınıf. Recon bildiğimiz sniper. Uzun namlulu tüfekler kullanabiliyor. Özel kıyafetlerle iyi gizlenebiliyor. Bir rütbe sonra özel bir aletiyle istediği bir noktaya bomba yağdırabiliyor. Specialist uzi, mp4 gibi hızlı ve hafif silahları kullanabiliyor. Çok hızlı hareket ediyor. Bir rütbe sonra c4 patlayıcı kurabiliyor. Son olarak suporrter ise (bu isminden tam emin değilim ama neyse) standart makineli tüfekleri kullanabiliyor. Ve araçları tamir edebiliyor.
Bc:bc yine her sene olduğu gibi online’da çok başarılı bir oyun. Takım oyunu halinde oynamanız halinde inanılmaz dakikalar geçirten online modda, oyunun her şeye müsaade eden yapısı sayesinde kendi stratejilerinizi kurabilmek ve bunların işe yaradığını görmek gerçekten çok eğlenceli bir deneyim. Biraz tecrübe edindikten sonra oyun sizi adeta kendine bağlıyor. Saatlerce başından kalkamıyorsunuz. Özellikle araçlara 4’er 5’er doluşup karşı üsse baskına gitmek ve karşı tarafında değişik yerlerde değişik pozisyonları paylaşarak sizi karşıladığını görmek çok keyif verici oluyor. (ve takım halinde keyifle havaya uçuyorsunuz) Bir süre sonra ortalık karışıyor ve tamamen savaş alanına dönüyor ortalık. Oyunda bunu oldukça iyi yansıtıyor.
Tüm bunların yanında ea tüm oyunlarında kullandığı sanal istatistik ortamının bf:bc içinde kullanmış. Zaten oldukça başarılı olduğu bilinen bu sistem oyuna çok ayrı bir hava katıyor. Oyunda yaptığınız her hareket, kazandığınız her ödül ea’nin http://badcompany.ea.com sitesinde kayıt altına alınıyor. Sizde buraya psn’deki mail adresiniz ile üye olarak, veya daha önce herhangi bir oyunda üye olduysanız aynı hesabı kullanarak giriş yaparak ne yaptığınızı görebiliyorsunuz. Ayrıca bıçakla öldürdüğünüz rakiplerinizin künyelerini (dog tags) topluyorsunuz ve burada sergileniyor.
Gelelim biraz oyunun eksi yanlarına. Aslında genel olarak baktığınızda çok fazla eksi yön yok. Single için kısa süreli olması bir eksi. Bunun yanında genelde aynı tarz görevlerin yapılması bir süre sonra sıkabiliyor hafiften. Etraftaki ağaçlar evler falan nasıl ateş ederseniz edin hep aynı yerlerden aynı şekilde yıkılması pek hoş değil. Online’da bazen oyun kilitlenebiliyor. Unlocks sistemi de bazen saçmalayabiliyor.
Gelelim esas can alıcı soruya. Cod 4’mü bf:bc mi? ben bu soruyu 2 şekilde ayırmak istiyorum. Single ve online olarak. Single’daki hikaye ve müthiş sahneleri ile cod 4 tercih edilebilir olur. Online da ise bambaşka oyun yapısı, atmosferi, takım oyununa verdiği önem, çok çeşitli araç kullanımı ve oyuncuya sağladığı özgürlük ile bf:bc kesinlikle şu anda daha önde. Ama tabiî ki zevkler ve renkler insanlara göre değişebilecek unsurlar. Herkesin ortak söyleyebileceği tek şey ise piyasa çok iyi 2 tane fps olduğu ve bizimde bundan çok memnun olduğumuz.
Şimdi sırada brothers in arms : hell’s highway var. bakalım oda bizi memnun edebilecek mi bu kadar...
Editörün karnesi :
Grafik : 95
Ses : 95
Oynanabilirlik : 98
Oyun süresi : 99
Eğlence : 99
Genel : 97