|
| |
|
Kavuşma
Oyun Sponsorumuz

 KAVUŞMA Eski dünyanın derinliklerinde, gökyüzü nasıl kırmızıya yakın mavi olursa bugünde aynen öyleydi İzmir’ de. Mehmet kafasını kaldırıp kızaran gökyüzüne baktı ve ufka aradığını bulamayan birinin baktığı gibi araştırarak göz gezdirdi. Gökyüzünün kızıla dönmesinin sebebi elbette ki batan güneşti. Ama sanki gökyüzü bile içinde bulunduğu duruma üzülüyormuş da ondan renk değiştiriyormuş gibi geliyordu. İçini çekti, içinde fırtınalar kabarıyor ağlama hissini zor tutuyordu, ama insanlardan çekindiği için değil yaradanın dan dan çekindiği için ağlamıyordu. Sanki ağlarsa, şikayet ediyormuş gibi olacaktı. Bu hissi üzerinden atamıyordu. Oysaki defalarca okuduğu kitaplarda Allah kullarına dua edin diyordu. Dua, namaz ve sabırla benden yardım isteyin diyordu. Namazı bırakalı ne kadar olmuştu. Hatırlamaya çalışırken gözlerini kastı. Gözlerinin etrafı hep düşünürken böyle kırış kırış olurdu. Sonunda eski bir depoda aradığını listedekilerden bulmuş gibi dikkatini hafızasının o bölümüne yöneltti. Çok olmuştu ki sanki tozlu raflardan bir mektubu alır gibiydi. Halbuki en fazla bir altı ay dedi, kendi kendine söylemişti bunu. Dudaklarından dökülüvermişti. Altı aydır namaz kılmıyordu. Ama sırtındaki yük artmış gibiydi. Başlayası da yoktu ya o da ayrı bir konuydu. Döndü arkasını kızaran güneşe ve evinin yolunu tuttu. Alsancak’ ta ufak bir dairede oturuyordu. Zemin katta insanların gelişini geçişini izliyordu penceresinden. İşsizliği.. Sanki doğduğundan beri böyleydi, hep işsizmiş gibi geliyordu. Eşi onu terk etmiş gitmişti, bir araba kazası ile birlikte, yanında karnındaki ufak bebesini de götürmüştü. Evin yolunda yine ağlama hissi bastırdı bu sefer çok güçlüydü, tutamıyordu. Ağlamaya başladı, ama sessizce, sadece gözlerinden sıcak yaşlar dökülüyordu. O anda yanından geçtiği bir internet cafeden bir müzik yükseldi. O içli acıklı sesiyle Rika Muranaka söylüyordu o acıklı ezgiyi. İnanamadı, kulaklarına hayal mi diye dönüp bakarken” Bu şarkıyı herkes bilmez ki” dedi fısıldayarak.
Hani o eşsiz ve acının derinliklerinden gelen bir sesle söylenen şarkılarda hüzün olurdu ya, ama bu farklıydı. Bu The Best is Yet To Come’ dı. Gülümsese bir türlü ağlasa bir türlüydü ki zaten gözlerinden sıcak sıcak yaşlar boşanıyordu. Anılar canlandı gözlerinde. Kendisi çok önceden beri oyun oynamaya meraklıydı. Hayatında gördüğü en iyi oyunlardan biri de Metal Gear Solid’ di. Eşi Ayşen ise oyunlardan anlamazdı, hani ilk onunla oyunlarla tanışmış deseler doğruydu. Bir anı canlandı birden kasıldı. Metal Gear Solid 4’ü oynuyordu. Eski Playstation 1 de ki ilk yere, o Alaska’ da ki soğuk ve karlı yere girmişti de bu şarkıyı bulmuştu ve oyunda ki İpod a yüklemişti. Dev Robotu geçmiş, açıklık helikopter pistine girdiğinde bu şarkı başlamıştı. O sırada eşi Ayşen birden dikilmişti. Mehmet deyip sarılmıştı. Ben bu şarkıyı rüyamda dinledim dün gece sen yalnız sokaklarda geziyorken bir yerden de bu çalıyordu ama sen ağlıyordun demişti. Şimdi eşinin o rüyası gerçek oluyordu. Ama ne acıydı ki anlatacağı bir tanesi yoktu. Hani geceleri sarılıpta yatacağı sıcaklığını vereceği, nefesini duyacağı ensesinde bir tanesi yoktu. Gözleri kızarmıştı ama sıcak sıcak göz yaşları yeni traş olduğu yüzünü yakmaya devam ediyordu. Sanki uzun süredir tuttuğunun acısını çıkarırlar gibi boşalıyorlardı yüzünden aşağıya. Ta yüreğinde sızılar duymaya başladı. Hani çok sevdiğiniz gözünüzden sakındığınızın başına bir şey gelir de yüreğiniz sızlardı ya.. Mehmet’ in canı ciğeri yoktu artık. Ayakta duruyordu. Hala o eşsiz müziği dinliyordu. Rika’ nın acıklı melodisi gözlerinde sevdiğinin ay parçasının yüzünü gözlerinin önüne getiriyordu. Hani o kahkahalar atar gibi gülen gözlerini gözlerinin önüne getiriyordu. Mehmet çok uzaktan bir korna sesi duyuyordu. Sanki vücudu orada değildi. Bütün dikkatini müziğe vermişti. Ama yolun ortasında durduğunun farkında değildi. Son anda savruldu havaya bir şey büyük bir şiddetle ona çarpıp havaya fırlatmıştı. Kulağı sanki hedefinden şaşmayan radar gibi o savrulma anında bile o eşsiz müziğe odaklanmış hala müziği dinliyordu. Şiddetle yere indi ve tam o internet cafenin önüne düştü. İnsanların çığlıkları çok uzaktan geliyordu. Ama müziğin önüne onların çığlıklarının geçmesine sanki bir şey engel oluyordu. Gözleri denize doğru kayarken havadan düşen kar tanelerini gördü. İzmir’ de kar mı yağıyordu hem de Ağustos ayında inanılmaz bir şeydi bu. Sonra içinden bir şeylerin aktığını hissetti yere. Ama ilgilenmiyordu. O eşini özlüyordu. Hafifçe dudakları büküldü ve sırtüstü dönmek için çaba harcadı. Bir kadın durumunu anlamış olacak ki ona yardım etti elleriyle onu sırtüstü çevirdi. Kadına döndü ve kar dedi ne güzel değil mi? Kadın ne karı beyefendi araba çarptı size dedi.
Mehmet gülümsüyordu. O anda karın hızı artmaya başladı. Sonra o ışıl ışıl beyaz tanelerin içerisinden kucağında bebeği ile Ayşen’ nini gördü. Karşı kaldırımdan ona yürüyorlardı ama sanki havada uçuyorlardı. Gülümsedi ve karısının gelip ona sarılmasını istedi ki, karısı elinde bebeği ile eğildi. Üzerinde ki mavi elbisesinin yumuşaklığını yüzünde hanımın parfümünü ise burnun da hissetti. Karısı dudaklarına bir öpücük kondururken, o bembeyaz tanelerin içinde yükseldiler. Yerde yatan kendisine benzeyen bir adamı gördü ve onun zavallı olmadığını anladı. Böylesine sevince böylesine özleyince kavuşmanın olacağını ve ayarlanacağını anladı. O çok sevdikleri müzikle rüya ile her şey ayarlanmış ve çok önceden bu kavuşmanın vakti belirlenmişti. O yüce güce olan sevgisini dile getirmek için eşine sarıldı. Ayşen’ de ona sarıldı Dudaklarına bir öpücük kondururken yağan karlar yerde iz bırakmadan kayboldu gitti. Ama bu hikaye dilden dile dolaştı ve size geldi.
| Oyun Sponsorumuz
 Eklenme: September 7th 2008 Category: Serbest Yazılar Yazan: MehmetAlperTR Puan:      Toplam Puan: 10 (9 Toplam Oy) İnceleme Puanla & Yorumla Hit: 1710 Dil: swedish
[ İncelemelere Geri Dön | Yorum Ekle ] |
|
|
|
Kavuşma Gönderen: ferhanank47 Tarih: 2008-09-11 11:54:16 Puanım:     
arkadaşlar ben mgs3 oynarken bilirsiniz hani köprüden aşağı atmışlardıya snakeyi kalkamıyordu yerden neryeri hazar görmüştü inanın annem gerçek film sanmıştı ..yazık oğlum ya ailesi çocukları vardır belki şimdi ne olacak dedi.bende dedimki anne bu oyun yav ne filmi. yanı arkadaşalr okadar müthiş bir oyunki annem bile etkilendi.
|
|
|
|
Kavuşma Gönderen: burhanmizrak Tarih: 2008-09-09 12:39:55 Puanım:     
alper abiden yine süper bir yazı :) eline sağlık abi,
|
|
|
|
Kavuşma Gönderen: striker Tarih: 2008-09-08 22:47:22 Puanım:     
Eline saglik Alper abi super bir hikaye olmus.Umut abininde dedigi gibi o muzikle dinlenince super oluyor :D
|
|
|
|
Kavuşma Gönderen: ferhanank47 Tarih: 2008-09-08 12:34:17 Puanım:     
vaybe ne hikaye ama.süperdi bende üzüldüm valla.bu gerçekmi olmuş?.teşekkürler hikaye için.
|
|
|
|
Kavuşma Gönderen: onur Tarih: 2008-09-08 09:35:19 Puanım:     
10 puan :)
|
|
|
|
Kavuşma Gönderen: sercan1981 Tarih: 2008-09-08 09:30:17 Puanım:     
Hem fantastik hem de çok duygusal biryazı olmuş Alper' i tebrik ediyorum...Oyun ile gerçek hayat ancak bu kadar iyi kesiştirilebilir ve anlatılabilirdi.
|
|
|
|
Kavuşma Gönderen: blizzard Tarih: 2008-09-08 06:39:50 Puanım:     
bi oyun insani bukadar etkiler yav oyunlar hayatimizin bi parcasi olmus yav bende cok duygulanmistim o sahnede
|
|
|
|
Kavuşma Gönderen: Karpuzcu Tarih: 2008-09-07 23:40:56 Puanım:     
Çok güzel olmuş abi eline sağlık, hele o çalan parça, okurken arka fonda dinleyin güzel oluyor.
|
|
|
|