Büyük ihtimalle çevrenizde, hayatın deneyimleri ile harmanlanmış, her şeyden haberi olan, 50 ila 60 yaşları arasında, hafif tombul, güleç yüzlü bir ağabeyiniz vardır. Çalıştığım iş yerinde bu tarife uyan ve benim çok sevdiğim bir ağabeyim var, ismi Nuri. Ben ona “Google Nuri Abi” diye hitap ediyorum. Neden mi? Searc çubuğuna konuyu yazıyorsunuz oda size bildiklerini anlatıyor. Mesela bardakları tuzla yıkayınca daha parlak olacağını, mercimek çorbasının püf noktalarını bana o anlattı. Bir derdim olduğunda hemen yanına gidip ondan akıl danışıyorum. Artık Nuri ağabeyi şöyle tanıtıyorum.” Araştırmanız gereken bir konu varsa Google Nuri’ye danışın, size en iyi şekilde yardımcı olsun. Hayatındaki deneyimleri sayesinde, konulara nasıl yaklaşacağınızı size anlatsın. Bir soru sorduğunuzda hep aynı şekilde başlıyor anlatmaya “ Ben eskiden…”
Yine bir gün otururken Google Nuri’ye bir soru yönelttim.
- 1980’lerde Türkiye nasıldı abi biraz anlatır mısın ? Müzik ve kıyafetler tarzı nasıldı?
- Ben o zamanlar çok küçüktüm. Ama Türkiye bugün ki görünümüne göre çok farklıydı. Çok hızlı bir değişim içerisinde zaman su gibi akıyordu. Cem karaca ve Erkin Koray’ın yaptıkları müzik türleri insanlara çok değişik gelmişti. Arabesk ve türkülerle iç içe olan insanlar yadırgamıştı ilk başta ama sonradan her şey farklı oldu. O zaman ki tarz bugünün temeli oldu çıktı.
Kıyafetler ve saç modeli ise şimdi bana bile komik geliyor. İspanyol paça pantolon, faulleri kulakları kapatan saç modelleri o zamanlar çok güzeldi. Yeşil Çam filmlerine bakarsan bunların örnekleri fazlasıyla var. Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur her filminde dolmuş şoförü rolünde, tamda benim anlattığım tarzda.
- Bilgisayar ve teknoloji ne durumdaydı ?
- O zamanlar bilgisayar bile yoktu, kimse teknolojiye esir olmuyordu. Senin gibi sabahlara kadar bilgisayarın başında, gözlerinin altı morarana kadar oturan insanlar yoktu. Hayatın ta kendisi vardı.
- Abi bende sana 1990’lardaki Amerika’yı anlatıyım mı? Pazar günü bir oyun oynadım. Her bir sokağını biliyorum artık. Oyunun adı; GTA San Andreas
- Demek Amerika ha! Anlat bakalım…
1990 Amerika San Andreas Şehri…
Rockstar Game firmasının sevilen gözde oyunlarından biri olan Gta’ serisinin sonuncusu artık hepimizin bilgisayarında yer almakta. Geniş ve güzel bir şehir, daha az grafik hatası ile, en önemlisi de heyecanlı görevlerle karşımızda Gta San Andreas (alkış)
Oyunumuz 1990 yılında Amerika’nın San Andreas Şehrinde geçiyor. Carl Johnson adındaki karakterimizin kendi mafyasını kurmasına yardımcı oluyoruz. Tüm şehrin tanıdığı bir mafya olmak o kadar da kolay değil. Yapılması gereken bir çok görev bizi bekliyor.
San Andreas Amerika’nın ne tarafına düşüyor bilen varmı?
San Andreas şehri ise Amerika’ da var olan bir şehir değil. Yapımcılarının San Francisco, los Angeles, California ve Las Vegas şehirlerini birleştirip San Andreas şehrini meydana getirdikleri söyleniyor. Ve bu şehirlerden bire bir oyun içerisine aktarma yaptıklarını anlatıyorlar. Oyun içerisinde bu şehirlerdeki büyük ve önemli olan yerleşim yerlerini görebiliyoruz. Mesela Golden Gate köprüsü, her karesi ile oyunda karşımıza çıkıyor. Bense bu köprüyü The Mask çizgi filminde peynir olurken görmüştüm, oradan çıkardımJ Şehrin büyüklüğü ise GTA Vice City’nin yaklaşık 5 katı. Bu kadar büyük bir şehri görünce hayretlere düşebilirsiniz.
Gerçek hayatta gidip hiç görmediğimiz için, şehir oyun esnasında size normal sıradan bir yer gibi gelebilir. Eğer bu şehirleri gezmişseniz, size hiç yabancı gelmeyecek. Türkiye’de bir yer olsaydı “aa burası Mısır Çarşısı burası da Kızılay, bak canım burası geçen çay içtiğimiz yer” gibi cümleler sarf edebilirdiniz.
San Adres şehrinde özgür olmak eşittir otostop çekme mi?
Kocaman bir şehirdesiniz, size verilen görevleri tamamlamak için mutlaka bir noktadan bir noktaya gitmeniz gerekiyor. Bu gidiş sürecini azaltmak ve giderken kavga çıkartmamak için benim gibi otostop çekebilirsiniz. Bir şehirde özgür olmanın, gitmediğiniz görmediğiniz yerleri görmenin en güzel yolu bence otostop çekmektir. Ama oyunumuzda öyle bir özelliğimiz yok. En yakındaki BMX bisiklete atlayıp okun gösterdiği noktaya doğru gidebilirsiniz. Başka alternatifler de var tabi ki. Bir arabayı gözünüze kestirin ve içerisindeki insanları dışarı atın, arabayı da çalın. Sonrada keyifli bir şekilde başlayın hız yapmaya. Arabayı alırken arabanın sahipleri size zorluk çıkartıyorsa. Onun kolayı da var araba sahiplerini dövün olsun bitsin. Şehrin altını üstüne getirin, size hiç kimse bir şey diyemez. Şehrin valisi tanıdık bir selam yollarız.
Artistik hareketlerde bizleri bekliyor. Halley Davidson türü bir motor bisiklete binerken ön tekerleğinizi kaldırıp, arka tekerleğinin üzerinde gitmesi çok zevkli oluyor. Hayallerimde hep bu hareketi yapmaya çalışırdım ama beceriksiz olunca insan hayallerinde bile yapamıyor. Bu hareketi GTA San Andreas’de rahat bir şekilde yapabilirsiniz. İyi ki varsın San Andreas…
Şehir ile etkileşimiz çok iyi ayarlanmış durumda. Carl ile bir grubun yanından geçerken ortalığın kızışacağını konuşmalardan anlayabiliyorsunuz O esnada yapmanız gereken iki seçenek var. Ya tabana kuvvet kaçın yada bileğinizin gücü ile hepsini bir güzel pataklayın. Seçim sizin…
Görevlerini yapamayan memory kartsız kalsın…
Oyunun ana temelinde, size verilen görevleri başarı ile yerine getirmeniz bulunuyor. Her görevin kendisine has bir güzelliği ve heyecan verici bir yanı var. Görevler birbirlerine benzemiyorlar. Eğer benzeselerdi emin olun ki oyunu yarısında bırakabilirdik. Senaryoya uygun bir şekilde görevler karşımıza çıkıyor. Görevleri tamamladığınızda ise diğer bir göreve geçiyorsunuz. Arabaları parçalamak, camları kırmak, silah kullanarak düşmanlarınızı saf dışı bırakmak, araba çalmak, soygun yapmak gibi zorlu görevler sizleri bekliyor. Bence en güzel görev silahlı bir şekilde arabaları takip etmek. Arabanızın camdan dışarı sarkıp diğer arabaya silahla ateş açma sahnesi, unutulmaz sahneler arasında.
Kas yapmanız için oyun içerisinde bir kondisyon salonu mevcut. Burada ki aletler ile ağırlık çalışıp, süt içerekJ gücünüze güç katabilirsiniz. Carl’ın güçlü olması, oyun içerisindeki görevleri daha rahat yapmanızı sağlıyor. Kısacası iyi dövüşmek için kondisyon şart. Boks yaparken size dövüş teknikleri de gerekli olacak. İyi bir hazırlık yapmak şart.
Bu şehirde belediye çok iyi çalışıyor, yollarda çukur yok, her yer tertemiz…
Oyunun diğer serilerini oynadıysanız, grafik hatalarını hepiniz görmüşsünüzdür. GTA San Andreas’de ise grafik hatalarını ortadan kaldırılmış. Şehrin her bir kısım grafiksel olarak çok iyi işlenmiş durumda. Evin önünde duran çöp kutusunun içerisindeki kağıtların üzerindeki yazıları da unutmamışlar. Detaylar muazzam güzellikte, bir şehre baktığınızda olması gereken tüm noktalar oyununda mevcut. Bu şehirde belediye çok iyi çalışıyor, yollarda çukur yok, her yer tertemiz. Doğalgaz çukurları da yok. Böyle bir şehir ne gördüm nede gezdim.
Baş yapıtlardan bir tanesi bilgisayarımızda..
Baş yapıt olarak adlandırdığımız oyunların bilgisayarda boy göstermeleri biraz olsun bizleri sevindirdi. Rockstar Game firmasının bu tür oyunlara daha çok eğileceği haberini duyunca, sevincim ikiye katlandı. Çok yakın bir zaman da, konusu sokak çetelerinin dövüşü olan bir oyun ile Rockstar Game firmasının tekrar karşımızda olacak. Ne diyelim artık… Sokak dövüşü inceliklerini öğreneceğiz…
Nasıl ama Nur’i abi güzel oyunmu?