Zaman: 23 May 2012, Çrş 20:16:15

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




    
 35. sayfa (Toplam 35 sayfa) [ 518 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 31, 32, 33, 34, 35
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 27 Eki 2011, Prş 13:13:07 
Efsanevi Oyuncu
Efsanevi Oyuncu
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05 Ara 2007, Çrş 01:00:00
Mesajlar: 448
Konum: İstanbul
Aslında söylenecek fazla bir söz yok dün akşamki maçtan sonra digitürk üyeliğimi iptal ettirdim federasyonun ve hakemlerin galatasaray camiasına bakışının özetiydi dün akşam ki rezalet, bir maçta olabilecek maksimum hakem hataları ve eyyamlarla dolu maçın önüne geçen , aba altından sopa gösterilen bir gösteri vardı dün akşam ,galatasaray ve futbol aşığı bir taraftar olarak utandım ülkemden bir kez daha, şike olaylarının ayyuka çıktığı günden bu yana yapılanlar , alınan kararlar ve uygulanan ,değiştirilen kurallar bir kez daha midemin kalkmasına sebeb oldu, benim gördüğüm ve anladığım kadarıyla ,play off sisteminin ligimize gelmesi ile tff hakemlere takımları dengede tutun ilk dörde fb-gs-ts ve bjk yi alın çünkü seneye ''mecburen bazı büyük takımlar düşecek''bu yüzden seneye oynanacak olan derbileri şimdiden oynatalım yayıncı kuruluşta zarar etmesin mantığı gütmektedir.Tabi bu arada bu olayların dışında yer almış ve her fırsatta kanunun ve adaletin peşinde olan yaptığı her açıklamada doğruluğunu tasdik ettiren galatasarayında kulağını çekelim mantalitesi ile lige ince ayar verilmektedir.Bu durum bariz bir şekilde ortadadır,aldığı her karar fiyasko olan tff ve atadığı her hakem olay olan mhk türk futbolunu bitirme noktasında her geçen gün daha da ileriye gitmekte ve amacına ulaşmaktadır.Bu yaşanılan zor günlerde galatasaray kulübünün sessiz kalması güçsüzlüğünden veya acizliğinden değil asaletindendir.İlerleyen zamanlarda görülecektir ki bu gidişat ve kirli oyunlar ayyuka çıkacak kazanan yine türk futbolu olacaktır.



_________________
PSN US ID Daywalkertr
PSN UK ID Conantr
Oyunlarım PES 2012 -GT5-RDR


Biten Oyunlar:A.Creed 1-2/GTA4/Viking/H. Sword/Conan/Mgs4/Uncharted 1-2/Motorstorm/Godfather/Re5/GowIII/Read Dead Redemption
Çevrimdışı
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 10 Kas 2011, Prş 12:37:21 
Trophy Editörü
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05 Nis 2009, Pzr 00:00:00
Mesajlar: 1318
Konum: Bursa
Resim



_________________
Oyunlarım: AC I-II-Brootherhood, Battlefield 3, Borderlands, Bulletstorm, Fifa12, GT5, LBP2, MAG, Medal of Honor, Oblivion
Resim
Çevrimdışı
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 22 Kas 2011, Sal 10:44:34 
Trophy Editörü
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05 Nis 2009, Pzr 00:00:00
Mesajlar: 1318
Konum: Bursa
Yükseliyor, Gelişiyor, ''Yürüyedur'' Dedirtiyor

Resim

Tekmeye kafa uzatan, mücadeleden asla kaçınmayan futbolcuları düşünelim, yani onların saha içerisindeki ruh hallerini. Benim gözlemim, genelde bu futbolcular sadece topa değil, hayata karşı da agresif olurlar. Oraya sararlar, buraya sararlar, kendi takımları açısından baktığımızda kahraman olurlar ama rakipler bu tip futbolcuları hiç sevmezler gibi. Lorik Cana'yı gördük geçen sezon mesela ya da daha üst modeli gibisinden Felipe Melo, bi arkaya baktığımızda Ujfalusi gibi.

Lider karakterleri vardır, hem de doğuştan gelen. Sorumluluk almayı severler, savaşa gidiyorsanız en önde saf tutacak isimlerdir bunlar aslında.

Bir de Semih Kaya'ya bakıyorum ve bugüne kadar pek görmediğimiz bir profil var. Mücadelesi üst düzeyde olan, tekmeye kafa uzatan bir yapı ama bir o kadar da hırslı. İşin belki de güzel yanı da bu değil mi, hırsını dışarı pek yansıtmıyor. Oldukça profesyonel bir yapı. İşini yapıyor, hem de en iyisi olarak, üzerinde taşıdığı formanın kıymetini biliyor, saha içerisindeki vefası üst düzey ve haliyle de üzerine koyarak ilerlemeye devam ediyor. Henüz 3 haftadır oynuyor ama gösterdiği performansa baktığımızda da çok iyi bir stoperi, hem de bizim içimizden gelen birini kazanmanın gururunu yaşıyoruz.

Geç oldu tabii ama güç olmadı bir bakıma. Yaşadığı sakatlıklar önünde engel oldu ve zamanında verilmeyen şanslar. Fatih Terim'in sevdiğim bir yanı işte, kazanmasını biliyor, formayı aldığında da bırakmayan futbolcuya tapıyor.

Semih Kaya yola böyle devam etsin, önümüzde uzun yıllar var daha. Umarım bu karakteri de yıllarca yansıtır, sahanın en mücadeleci futbolcusu olur ama sadece işine bakar, o hırsını yüzüne değil de oynadığı futboluna yansıtır. Sadece Galatasaray değil aslında, Türk futbolu da çok güzel bir karakter kazanıyor diyebilirim, futbolculuğun dışında da.

sportifcumleler

------------

Zamanında Avrupa kupaları maçında sevgili Bülent Korkmaz hocamız Semih Kaya'yı oynatmayıp Kewell'ı stoper oynatarak bu çocuğun 2 yılını çöpe atmıştır, umarım uzun yıllar formayı kimseye vermezde acısını çıkartır...



_________________
Oyunlarım: AC I-II-Brootherhood, Battlefield 3, Borderlands, Bulletstorm, Fifa12, GT5, LBP2, MAG, Medal of Honor, Oblivion
Resim
Çevrimdışı
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 22 Kas 2011, Sal 12:02:55 
Turnuva Organizatörü
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 04 Eki 2009, Pzr 18:40:04
Mesajlar: 485
Konum: Kazakistan
Bergamali hemserimiz oldugunu belirtmekte fayda var Semih kardesimin... =D>



_________________
Türkiye Türklerindir...
Çevrimdışı
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 22 Kas 2011, Sal 12:07:50 
PSTürk Bağımlısı
PSTürk Bağımlısı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, Prş 01:00:00
Mesajlar: 5841
Konum: istanbul-beykoz/ giresun-görele
ya abi her platforda söyleyip duruyon anladık :wink:
şikden içerdeki ibbli iskender alın da bizim akraba, hayret bişi ha :mrgreen:



_________________
SÖZ NAMUSTUR ÇİĞNENMEZ bu düsturla gelin bana
Resim
http://about.me/saitgulsoy

yeni sitemiz ---> http://www.selectdergisi.com/
Çevrimdışı
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 22 Kas 2011, Sal 12:17:51 
Turnuva Organizatörü
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 04 Eki 2009, Pzr 18:40:04
Mesajlar: 485
Konum: Kazakistan
the_greywolf yazdı:
ya abi her platforda söyleyip duruyon anladık :wink:
şikden içerdeki ibbli iskender alın da bizim akraba, hayret bişi ha :mrgreen:


Sukur bizimkiler temiz haci.. Pirlanta gibi delikanli cocuklar bizimkiler :mrgreen:



_________________
Türkiye Türklerindir...
Çevrimdışı
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 22 May 2012, Sal 09:22:49 
Trophy Editörü
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05 Nis 2009, Pzr 00:00:00
Mesajlar: 1318
Konum: Bursa
Galatasaray 2011-2012

Resim


Biri diğerinden çok daha fazla şampiyonluk hasreti çekse de, ikisi farklı nedenlerden dolayı dibe vursa da onların ortak yönü bu sezon ipi önde göğüslemiş olmaları. Juventus, Galatasaray, Nedved, Hakan Şükür, basiretsiz teknik adamlar, Pirlo, Selçuk İnan, yeni stad kelimelerine yüklemler eklemesek de birşeyler anlatır sanırım...

Ünal Aysal’ın Adnan Polat’tan teslim aldığı Galatasaray, boya ve motordan çok kaporta problemi olan bir araçtı ve bırakın koşmayı yürümeyi unutmuştu. Polat ile yaratılan bir başka Galatasaray’dan bilinen Galatasaray’a dönüş tamamlanmamış olsa da başkalaştıran öznelerin kulüpten uzaklaştırılmış olması bile bu sene kazanılan şampiyonluğun tuzu, biberi...

Geçen sezonu 16 mağlubiyetle tamamlamış bir büyük takımın yenilmeye alışmış ruh halinden çekip çıkartmanın ilk hamlesi Fatih Terim oldu. Ardından da onun icraatları. Galatasaray’da neyi artık ne kadar oynadıkları ve kaç tane atıp kaç tane kurtardıkları önemli olmayan, tribüne gelen, futbol sohbeti yapanın adını bile duyduğunda irkildiği adamlarla yollarını ayırarak başladı Terim. O noktada ayar biraz şaşmış olabilir ki sezon başında gönderilen adamların çokluğu yüzünden sezon boyunca yarışta kadro derinliği en az olan takım da hep Galatasaray’dı. Bu oyunda rakibe karşı dik durmanın kuralı sağlam omurga. Onu sıfır isimlerle yarattı Terim. Muslera, Ujfalusi, Melo, Selçuk İnan ve Elmander... 3 hat boyunca sağda ve solda olanların en uçtaki partnerin önemi yok mu, var elbette ama geçen sezonu -5 averajla kapatmış bir takım için önce az yemek ve kazanacak kadar atmak önemliydi. İsim, isim gideyim bu kez....

Muslera: Lorik Cana artı kaç milyon, federatif haklar vs. Derken başta maliyeti anlaşılmadı ama Galatasaray’ın en büyük transfer hamlesiydi. Güney Amerika Kupası’ndan önce anlaşma yapılmamış olsa, o kupada kurtardıklarıyla bugün kendisine talip olan Chelsea’ye çoktan gitmişti. Lazio’da iyi bir defansın önünde oynayan bu küçük elli adam, Mondragon’dan sonra kaleyi kaplamasını bildi. Sezon boyunca bozmadığı çizgisini, Süper Final’de biraz olsun aşağı çekse de son maçta kurtardığı iki çıkmaz topla geldiği ilk sezonda yılın en iyi kalecisi olmayı başardı.

Eboue: Arsenal’de forma şansının azaldığı gerekçesiyle satıldı ama Wenger’in iki Afrika Kupası öncesinde, toplam 3 aya yakın gözden ırak olacağı gerekçesiyle de vazgeçtiğini düşünmedim değil. Rakip tribünler için kolay adam olmadı, rakip futbolcular için de. Oyunu bilen bu adam, yüksek dozdaki bir ligden gelmenin avantajıyla artık fıkra öznesi olan Sabri’den sağ beki devraldı. Afrika Kupası’na gittiğinde de takım onu çok aradı. Faul aldığında 3 hafta yok şeklinde kıvranıp, 30 saniye sonra ayağa kalkmasıyla da haklı bir şöhret edindi.

Ujfalusi: Bazıları kaptan doğar. Kariyer planlamasını doğru yapmak da buna denir. Atletico Madrid defansında bu sezon da banko oynardı. Katar ya da ABD yerine Galatasaray’ı tercih etmesiyle sezonun kendi adına ilk doğrusunu da yaptı. Sertliğe sertlikle cevap verecek oyun aklı, yaşının getirdiği yavaşlığı gölgeledi. Galatasaray’a Lucas Neill’in verdiğinden çok daha fazlasını verdi bu sezon.

Semih: Taraftarın gözünde kredisini tüketen Servet ve Gökhan Zan’ın yapacağı bir hata bin görüneceğinden, sonsuz krediye sahip bu evlat statüsündeki genç adam tüm eksikliklerine rağmen kendi adına rüya gibi bir sezon yaşadı. Rakiple yüksek toplarda ve omuz omuzalarda ezilmedi ama çıkış sürati ve dönüşleri zayıf olduğu için de bol bol pozisyon verdi. Şampiyonlar Ligi düzeyinde mi? Elbette ki değil, ama sıfır maliyetiyle Galatasaray yeni bir yürek ekledi vücuduna.

Hakan Balta: Son yıllarda daha iyi bir sezon geçirmemişti. Türkiye’nin oyunu bölgesinde en iyi okuyan adamlarından biri ama karakteri savaşçı olmayı engellendiğinden kimi zaman tribünlerin tepkisini çekti bu forma altında. Fizik olarak düşmediği sürece, en iyi yerli sol bek. Kadıköy’de attığı kritik golle, şampiyonluğa da direkt katkı yaptı.

Felipe Melo: Bu memlekette meraklısı dışında kimse İtalya Ligi izlemediğinden mi nedir; bolca atıldı, tutuldu. Fiorentina ve Juventus’ta bir sezonunda mükemmele yakın oynamış, bir sezonda ise Juventus kötü gittiğinde tribünlerin günah keçisi olmuştu. Kısa sürede bir armayı bu kadar sevince, sevgisini de bol tezahüratla verince samimiyeti sorgulanmadı değil. Kiralık statüsünde gelip bir formayla bu kadar bütünleşen adam azdır futbol dünyasında. Terim’in kariyerinde şampiyonluk yaşadığı sezonlarda, orta sahadakiler illa ki bol gol atar. Melo da kariyer rekorunu Galatasaray’da kırdı. Büyük maçları da büyük oynadı. Onan tanınan özgürlük kimi zaman gereksiz top kayıplarını da getirmedi değil ama Galatasaray, uzun zaman sonra göbekten dikine oynayan ve gevelemeyen bir adamla sezonu tamamladı. Riera ile kavgası çok şeyi silip götürebilirdi, affedilmez bir hataydı ama Terim krizi kendi açısından iyi yönetti.

Selçuk İnan: Espanyol ve Toulouse’a hayır deyip taraftarı olduğu takıma imza attı ve kendi kariyeri adına da doğruyu yaptığını sezon boyunca gösterdi. 39 maçta forma giydi ligde. Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi trafiğiyle birlikte bu tempoyu kaldırması elbette ki imkansıza yakın. Sarı adamlarıyla frikik çalıştı ve bu sezon Avrupa’nın en iyi frikikçilerinden biri olmayı başardı. Biraz daha atsa, Juninho/Lyon efekti yaratabilirdi. Melo ile birlikte o lafta söylenen ama sahada pek görülmeyen oyunun iki tarafını oynama yeteneğiyle tavan yaptı. Yeni sezonda arkası biraz daha kollanırsa, asist sayısını da ikiye katlayacak kadar ara pası atar en uçtakilere...

Engin Baytar: “Terim, adam eder”in elbette ki istisnaları var ama deli mi dahi mi bu adam denilen Engin, bu kez kendini oyuna vermeyi başardı. Ne attığı gol sayısı ne de yaptığı asist bir büyük takımın orta sahasında oynayan oyuncu için yeterli ama sahaya verdiği renk ve mücadeleyle her şey istatistik değil dedirtti. Yine de yeni sezonda Selçuk’u yedekleyen ve yeni bir kanat oyuncusuna yerine kaptırma ihtimali olan adam olarak bitirdi sezonu...

Emre Çolak: Ligin ilk yarısında Fenerbahçe derbisiyle sahaya sürüldü ve bir devre boyunca da formayı bırakmadı. Ne o, ne de Engin, klasik kanat oyuncusu olmadığından, Galatasaray forvetleri istedikleri kadar beslenemedi. Fizik yapısı ve oyununa zarar veren gereksiz özgüveni ile bu çıkışı yapmasını beklemediğim bir oyuncuydu. Yeni sezon da o da onbirden düşmeye aday bir isim.

Elmander: Sezon başında onbirde düşünülmüyordu ama bonservisi elindeyken Türkiye’ye üstelik de makul bir yıllık ücretle neden geldiğini anlamadığım bu adam, Galatasaray taraftarı için sahadaki sigorta oldu. O varsa, takım ayakta kaldı. O oyundan çıkınca Galatasaray topu rakibe verdi. Ocak ayındaki sakatlık sonrasında en büyük kozu gücünü yitirince sallandı. Süper Final’de vasatı aşamadı, gol atamadı ama sezon boyunca bir takımın parçası olmak ne demek izleyen herkese gösterdi.

Necati Ateş: Şampiyonluklar bazen devre arasında yapılan transferlerle kaybedilir. Bazen de kazanılır. Necati, transferi Galatasaray’a kazandırdı. Kritik bütün deplasmanlarda işi bitirdi. Yaşı kadar, Antalya’da yediği idman da yetersizdi ki yeri geldi birçok maçta sallandı ama bu memlekette oyunu bilerek oynayan adamlardan biri olduğu için formayı zor çıkardı. Yeni sezonda kadro derinliği peşinde koşacak Galatasaray’ın kulübedeki ilk forveti olur.

Milan Baros: Tarak kemiği kırıldığı günden bu yana sırtında yazan ismin kendisine ait olduğunu kimselere inandıramadı. O sakatlığın kalıntıları idmanlarda yükleme yapmayı önledi. Güçsüz bir Baros, Galatasaray taraftarı için her zaman mide ağrısı oldu. Baros’a rağmen takımı şampiyon oldu bile denilebilir. Yeni sezonda Euro 2012’de bir rüzgar yakalarsa kendine 3 yıllık sözleşme verecek bir kulüp bulur.

Sezonu 14 adamla oynayan Galatasaray’da, geriye kalan isimlerin oyuna ve skora verdikleri katkıyı ancak mikroskopla incelemek lazım. Ayhan futbolu bıraktı ama aslında sezon başında bırakmıştı. Ceyhun, Vernel modundan çıkamadı, sert olmadığı sürece forma bulamayacağını idrak edemedi. Yekta, Sabri gibi tribüne oynadı ve takım içi amigoluğa soyundu. Riera için gamsız, yetenekli ve sezon içinde devamlılığı olmayan diye not düşmüştüm geldiğinde. Şaşırtmadı. Sercan sezonu bu hafta açtı, fitness salonunda çalışıyor. Galatasaray’ı bir başka Galatasaray yapan hamlelerden biri olan Kazım, niye gitti, büyük bir sır olarak kaldı. Yiğit, Nişantaşı’nda kameralardan kaçarken attığı deparı yarım sezonda bir daha atmadı. Ufuk, ikinci kaleci artık benim dedirtti. Aykut, 9 yıldır bu memlekette nasıl kolay para kazanılır’ın dersini bir kez daha verdi. Servet kendini türkülere verdi, Gökhan Zan’ı kimse arayıp sormadı. Aydın, yıllardır cepten yediğini 2-3 maç iyi oyun ve bir kritik golle biraz olsun geri ödedi. Çağlar, idmanlardaki çift kalelerde yedek onbirin bir adamı olmaktan öteye gidemedi. Mehmet Batdal ise 15-20 dakikada olmaz benden dedirtmeyi başardı.

Galatasaray’ın 18. şampiyonluğunda Terim bu kez doğru ekibi kurdu. Hasan Şaş ve Ümit Davala, taktik olarak ne kadar katkıda bulundular bu soru işareti ama kazandığı kupaları önce Florya’nın havasında suyunda kazanan bir takım için iyi birer ağabey ve rol modeli oldular. Taffarel, İtalya’dan getirdiği şut makinesiyle Florya’da havayı değiştirdi, iyi kaleci vardır, çok iyi kalecinin çok iyi de idman vereni vardır diye bir futbol gerçeği yoksa da ben şimdi uydurdum. Melo’nun Galatasaray’ı tercih etmesinde büyük etken olan Taffarel, Muslera’yı hep fit tutmayı başardı. Euro 2008’de milli takım masal yazarken, takıma kondisyonu veren Amerikalı Piri tartışılan adamdı. Onun çalıştırdığı takımlar bir zaman sonra telef oluyordu. Piri, bunu tekzip etti ve sezon devamlılığının şampiyonluk için çok önemli olduğu 40 haftada, perde arkasında en önemli karakterlerden biri oldu.

Yedi sezondur lig yarışından uzak olan Fatih Terim, başarısız olsa belki de son denemesi olacak üçüncü Galatasaray döneminde, ciğerini bildiği kulübün takımını sil baştan yarattı. Onu hep başarıya götüren çift forvete dönmek için haftaların geçmesini bekledi ama daha sonra da geri dönüş yapmadı. Delisi birden fazla takımını kazansa da kaybetse de taraftarının gözünde savaşan bir onbir olmasını sağladı. 40 haftalık maratonda tek tek bakıldığında mutlaka taktik hatalar da yaptı ama sonunda geminin karaya yanaştırılıp yanaştırılmadığına bakılan bu oyunda bir sene önce karaya oturmuş Galatasaray’ı şık bir şekilde limana bağladı...
İç denizlerden, okyanuslara çıkmak; onun hakkıdır...

acetobalsamico



_________________
Oyunlarım: AC I-II-Brootherhood, Battlefield 3, Borderlands, Bulletstorm, Fifa12, GT5, LBP2, MAG, Medal of Honor, Oblivion
Resim
Çevrimdışı
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Galatasaray
MesajGönderilme zamanı: 23 May 2012, Çrş 20:04:37 
PSTürk Bağımlısı
PSTürk Bağımlısı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eyl 2007, Sal 00:00:00
Mesajlar: 668
Konum: Izmir
=D>



_________________
Resim
Resim

http://about.me/mgokmengungor
Çevrimiçi
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
 35. sayfa (Toplam 35 sayfa) [ 518 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 31, 32, 33, 34, 35

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  


cron