CERN hakkında
lucifer37 tarafından yazıldı.    Perşembe, 01 Temmuz 2010 10:58    PDF Yazdır e-Posta

ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA

Evet bir köy var uzakta, bize göre uzakta, uzağımıza yakın ve yakınımıza uzak bu köyün acı CERN yani " Conseil Pour la Recherche Nucleaire " yada türkçesiyle Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi. İsviçre Cenevre’de bulunan bu süpersonik derecede gelişmiş araştırma merkezi bir çok deneye ev sahipliği yapıyor. Nedir bu deneyler? Atlas ve Alice en çok bilinenleri. Buna sebep Dan Brown’un artık bana göre klasikleşmiş sayılabilecek romanı Angels&Demons (Melekler&Şeytanlar) ve aynı isimli kitabın sinema uyarlaması. CERN’ü ve Big Bang’e dair o görkemli deneyi meşhur yapan en büyük etken bu sanırım. Peki nedir bu Big Bang? Nedir bu deney? Ne işe yarar ki bu deneyler? CERN’den bana ne?

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki CERN’de yapılan her deney her buluş bizi yakından ilgilendiriyor. CERN’e bir çok ülke her sene milyonlarca hatta milyarlarca para yatırıyor. Peki niye? Babalarının oğlu değil CERN’deki bilim insanları. İnsanlığa katkı için de yapılmıyor inanın. Yapılıyor çünkü bu yatırımların sonucunda yapılan deneylerde elde edilen inanılmaz sonuçlar o devletlere silah olarak güç olarak geri dönüyor. Nanoteknoloji ürünü MGS4 ayarında silahlar bostancı sanayide üretilmiyor. Hepsi bu çeşit süper gelişmiş fizik araştırma merkezlerinde üretilip keşfediliyor. Ve çok fazla parayı koyup yatırım yapan bu yeni teknoloji ürünlernden ilk önce faydalanıp öne geçiyor. Yani kısaca parayı veren düdüğü çalıyor.Ve birçok ülkenin Amerika ve Rusya gibi kendi araştırma merkezleri var.

E biz hiç duymadık ki böyle keşifler derseniz. İnanın duydunuz hatta kullanıyorsunuz. En başta internet. Evet interneti keşfeden CERN’lü birkaç bilim adamıydı. O devasa araştırma merkezinde odalarından çıkmadan bilgisayarları aracılığıyla bir ağ kurup birbirlerine bilgi transferi yapmak istediler. Ve sadece bunu başarmakla kalmayıp bu muhteşem buluşu dünyaya açtılar.

Süregelen bir başka deney ise insan gözünün reseptörleri ile beyne iletilen görüntü kodları arasındaki bağlantıyı çözmekle ilgili ki bu şekilde yakın bir zamanda her türlü göz hastalığına çözüm bulunabilecek. Ama sanmayın ki bedava...

Şimdi o meşhur deneye geçmek istiyorum. Bu deneyi anlamak için önce LHC’den bahsedelim. Yani Large Hadron Collider (-lüfer bey ne diyorsunuz hiç anlamıyoruz ama eminiz güzel şeylerdir)’dan. LHC yerin 100 metre altında 27km uzunluğunda bir tünel. Bu tünel içinde süperiletkenler gibi birçok teknoloji ürününden yararlanılmıştır. Atlas Ve Alice deneyleri bu tünel sayesinde yapılır.Tünelde -271˚Clik bir ısı gereklidir ki bu mutlak sıfırdan sadece 2 derece daha yüksektir. İşlemin bu ilk soğutma adımı için 10,000 ton nitrojen kullanılmıştır. Ve içindeki mıknatısları doldurmak içinse 150 ton helyum kullanılmıştır. Çarpıştırılacak olan protonlar ilk önce LHC tüneline girmeden LHC’in içinde bulunan daha küçük bir tünelde hızlandırılır daha sonra LHC tüneline girerler ve ışık hızının yaklaşık %99luk bir hızına ulaşıp çarpıştırılırlar. Ki bu süreç öyle 1-2 aylık değil 1-2 senelik bir süreçtir ki bu süreye makinenin bozulması,tamiri için ısınmasının beklenmesi sonra tekrar soğutulmasınıda eklersek 2007’de başlayan deney ancak nisan 2010’da bitebiliyor.

E sonuçlar nerde? Biz hiçbirşey duymadık!

Deneyden önce karadelik oluşacak dünya yok olacak gibi birçok kıyamet senaryosu dönüyordu ortada. Deney yapıldı bitti şimdi Alice’e geçilecek hiçbir haber almıyoruz diye düşünebilirsiniz.Ki bu çok normal çünkü işin medyasal yönü bitti. Deney yapıldı artık sonuçlar yorumlanacak ki CERN’lü bilim insanları Atlas deneyinden aldıkları bilgilerin yorumlanmasının yaklaşık 1.5 senelerini alacağını söylüyorlar. E işin medyasal yönü bitince gazeteler ve tv kanalları artık CERN’ü,Atlas’ı haber değeri olan bir şey olarak görmemeye başladı.

İyi de hemşerim noldu deney oldu da?

Öncelikle deneyde amaçlanan şey Big Bang’i anlamak. Oluşumu.Başlangıcı(Bu arada 23 Temmuz’da gelecek Başlangıç isimli filmi kaçırmayın efendim). Big Bang oldu ve ondan sonra 0-300 milyonuncu yıl arası karanlık çağ daha sonraki çağ aydınlanma çağı ve ancak 500 milyonuncu yılda galaksiler oluşmaya başlıyor.İlk başta Big Bang’de ki tek bir proton gittikçe genişliyor ve hala genişlemeye devam ediyor.Bu nasıl oluyor?İşte CERN buna cevap arıyor.

Evrenimiz 14 milyar ışık yılı çapında. Ama bizim evrenimiz gerçek evrenin sadece %5’i. Yani evreni bir bütün olarak ele alırsak. Bunun %20si dark matter ve %75’i ise dark energy.Nedir dark matter ve dark energy. Şuanda hiçbir insan duyusu veya insan teknolojisi ile anlaşılamıyor. İşte CERN buna cevap arıyor.

Şimdi de Angels&Demons’ın meşhur anti maddesine gelelim. Antimadde ve madde başlangıçta eşit miktarda yaratıldı. Antimadde ve madde birbirlerinin şekilsel olarak birebir aynısıdır. Ve birbirlerine değdikleri anda ortaya büyük miktarda enerji çıkararark yok olurlar. Peki durum böyleyse başlangıçta eşit miktarda yaratılan madde ve antimadde çiftinden geriye neden hem enerji hem de madde kaldı? CERN’ün aradığı bir başka cevap. CERN’de belli miktarda Antimadde üretilebiliyor. Üretilebilen bu anti madde hiçbir şekilde madde ile temas etmemesi gerektiği için Penning trap denen kaplarda(kap demek tamamiyle yanlıştır) saklanıyor. Penning trap’deki manyetik alan sayesinde anti parçacıklar manyetik alan doğrultusunda ve Penning trap içindeki elektrik alan sayesinde de anti parçacıklar elektrik alan yörüngesinde kalıyor. Tam olarak CERN'de üretilen toplam antimatter 10 nanogramdan az yani bir 60W ampulu 4 saat yakabilcek kadar ve 1 gram antimatter üretmek 1 milyar yıl sürüyor. Antimadde bir güç kaynağı olabilir mi?Üretimi bu kadar az iken ve üretim için harcanan para 10 milyar dolar civarındayken hayır.Ama ilerde geniş zamanda belki de.

Bir başka aranılan cevap ise ekstra boyutlar.Yaşadığımız evren bilindiği gibi dört boyutludur(t,x,y,z) olmaz üzere. Evrenmizde dört tane temel güç vardır: weak ,Electromagnetic, strong, gravity olmak üzere ki bunların en zayıfı gravity yani yerçekimidir. Yer çekimi o kadar zayıftırki sıradan bir buzdolabının mıktanısı bile bir saçtokasını yere düşmekten alıkoyabilir. CERN’lü fizikçiler bunun sebebinin yerçekiminin birçok diğer boyuta yayılması ve bu yüzden her yayıldığı boyut oranıyla güçsüzleşmesi olarak açıklıyorlar ve bu boyutları bulmaya çalışıyorlar. Bu boyutlarından biride meşhur Higss bozonudur. Higgs maddeye kütle özelliği vermiştir Big Bang’de ve sonra yok olmuştur yada evrenin bir yerinde gizlenmektedir.Nerdedir?Nereye gitmiştir? Şuan var mı yok mu? Üretilebir mi üretilemez mi? CERN’lüler bunu da bulmayı amaçlamakta ve bulunursa madde-kütle ilişkisi tamamen çözülecek. LHC’yi birebir olarak takip etmek isteyenler için gelsin:

Share this post

Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Temmuz 2010 14:52 )
 

Yorumlar  

 
-1 #7 lucifer37 05-07-2010 23:00
Teşekkür ederim Burhan usta ve beğenen herkes.Türkçe hatası çok yapmışım kusura bakılmasın bir dahaki sefere daha az olacaktır..
Alıntı
 
 
-1 #6 burhanmizrak 02-07-2010 17:42
Ellerine sağlık Volkan, çok ilgi çekici bir yazı oldu. Devamını bekliyoruz...
Alıntı
 
 
-1 #5 turkertoker 02-07-2010 08:43
bu yazı serileri daimi olmalı bence..teşekkurler.
Alıntı
 
 
-2 #4 Ziyaretçi 01-07-2010 22:29
türkiye yok ama türk bilimadamları var
Alıntı
 
 
0 #3 lucifer37 01-07-2010 21:50
serhat_ps3 ve naruron yorumlarınız için teşekkür ederim.yazının sonunda bir link koymuştum ama çıkmamış burdan vereyim meraklısı olanlar için:
http://atlas.ch/
ve
http://op-webtools.web.cern.ch/op-webtools/vistar/vistars.php?usr=LHC1
Alıntı
 
 
-1 #2 serhat_ps3 01-07-2010 20:52
Güzel bir makale olmuş eline sağlık... keşke Türkiyede bu oluşumda yer alsaydı:(
Alıntı
 
 
-1 #1 naruron 01-07-2010 14:38
Yazı için çok teşekkür ederim. İlgi duyduğum bir konuda, bir anda karşıma bu yazının çıkması beni çok sevindirdi. Tekrar teşekkürler.
Alıntı
 

Yorum ekle